Ten Rengi ve Tüy Dökümü Hakkında Evrimci Masallar

CBT’nin 7 Ocak 2006 tarihli sayısında “Cilt rengini belirleyen gen, evrime ışık tutuyor” başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıda Amerikalı bilim adamlarının açık renk ve siyah deri renginden sorumlu geni saptadıkları haber veriliyor, elde edilen bulgular evrimci bilim adamlarının yorumlarıyla birlikte aktarılıyordu. Buna göre söz konusu genin iki farklı varyantı olduğu; Avrupalıların %99″unda SLC24A5 varyantının, tüm Afrikalıların %93-100″ünde ise SLC24A5″in diğer bir varyantının bulunduğu yazılıyordu. Araştırmayı yöneten Keith Cheng, hiçbir bilimsel bulguya dayanmayan bir evrim masalı anlatıyor, Cilt renginden sorumlu genin farklı biçimlerinin, ten rengimizin sözde evrimi hakkında yeni bir bakış açısı sunduğunu öne sürüyordu.

CBT’nin, bu araştırmayla ilgili olarak kullandığı “Cilt rengini belirleyen gen, evrime ışık tutuyor” başlığının tamamen yanıltıcı olduğu çok açıktır. Dikkat edilirse bilim adamları ten renginin sözde evrimine dair hiçbir bulgu bulmamışlar, sadece açık renk ve siyah deri renginden sorumlu olan geni bulmuşlardır. Bu, evrimciler arasında oldukça keyfi şekilde başvurulan ancak bir o kadar da temelsiz bir düşünce şeklidir. Bir genin neyle ilgili olduğunu ortaya çıkarmak, o genin evrimle nasıl ortaya çıkmış olabileceğine dair bir açıklama değildir. Nitekim evrim teorisyeni ve biyolog John Maynard Smith, bir özelliği devreye sokan bir geni bulmanın bunun nasıl evrimleşmiş olduğunu da anlamak anlamına gelmeyeceğini, aksini düşünmenin saçmalamak olduğunu belirtmiştir. 1 Kaldı ki, genlerdeki kompleks dizilim, bu molekül zincirleriyle ilgili evrimsel hikayeler anlatmanın akıl ve bilim dışı bir tutum olduğunu göstermektedir. Çünkü tek bir genin dahi tesadüflerle ortaya çıkması, matematiksel bir imkansızlıktır.

CBT yazısında ortaya konan bir diğer evrimci yanılgı da, insanın atalarının (sözde maymunsu atalarından kalan) tüyleri döktüğü şeklinde olanıdır. Ancak tek satırda özetlenen bu iddia, hiçbir bilimsel değer taşımayan bir Darwinist masaldan ibarettir. Evrimciler, gerçekte tamamen hayal gücüne dayalı olduğu halde bir dogma olarak kabul ettikleri evrim iddialarıyla ilgili olarak hiçbir bilimsel dayanağı olmayan hikayeler kurgularlar. Bir dogma olarak hayali insanın evrimi senaryosu içinde insanlaşan hayali varlığın tüylerini döktüğünü kabul eder, ancak bunun bilimsel kanıtları sorulduğunda hiçbir cevap veremezler. Bunun yerine, konuyu gözboyayıcı hikayelerle geçiştirmeye çalışırlar. Kimi evrimci, bu hayali dökümün güneş ışınlarıyla ilgili olduğunu, kimi ise insanın giysi kullanmaya başlamasıyla gerçekleştiğini öne sürer. Ne var ki, bilim ayrı, desteksiz hikayeler üretmek ayrı bir alandır. Nitekim Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nden Ian Tatersall insanın tüy dökümüyle ilgili iddiaların Darwinist masallardan ibaret olduğunu itiraf etmiştir:

“Tüy kaybının avantajlarına dair her türden fikir mevcut, ama bunların tümü “işte-öylesine hikayeler (just-so stories).” 2

Görüldüğü gibi evrimciler insanın tüy dökümü iddialarıyla ilgili körü körüne inanca sahip oldukları halde bunu destekleyebilecek hiçbir bilimsel açıklamaya sahip bulunmamaktadırlar. Kısacası CBT’de ten renginin evrimi ve tüy dökümü hakkında ortaya konan iddialar gerçekte hayali birer masaldan ibarettir. CBT editörlerine Darwinizm’e destek vermekten vazgeçmelerini, bilimdışı hikayelerle teoriyi ayakta tutamayacağını görmelerini tavsiye ediyoruz.

 

1. Michael Brooks, “The Mysteries of Life”, New Scientist, sayı 2473, 4 Eylül 2004, sf. 24
2. Nicholas Wade, “Why Humans and Their Fur Parted Ways”, The New York Times, 19

Ayrıca bakınız

Video – Yuval Noah Hararı’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 4 – “Geçmişte insanın pek az şey ürettiği” iddiası

Harari ve diğer evrimcilerin bir iddiası da “geçmiş nesillerin çok az şey ürettiği” yönündedir. Bunu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.