“İnsan biyolojik bir makinedir” yanılgısı

Materyalistler, herşeyin maddeden ibaret olduğu hezeyanları dolayısıyla insanın sadece biyolojik bir makineden ibaret olduğu yanılgısına kapılmışlardır. İnsanın özelliklerini araştıran evrimci bilim adamlarının konuya yaklaşımını da bu yanlış bakış açısı belirler. Çeşitli insan davranışlarıyla ilgili görünen kimyasalları, beyin bölgelerini veya genleri; incelenen insan davranışının “tek” etkin kaynağı olarak yorumlarlar. Ve topluma insanın fiziksel ve kimyasal etkileşimlerle yaşamını sürdüren, “biyolojik bir makine” olduğu propagandasını yaparlar. Ancak “insan biyolojik bir makinedir” görüşünde derin bir yanılgı söz konusudur. Bu görüşün mantıksal ve bilimsel olarak hiçbir dayanağı bulunmamaktadır.

Bu düşünce kendi kendini çürütmektedir

Materyalistler, insan aklının da nöronların elektrokimyasal faaliyetlerinin bir ürünü olduğunu varsaymaktadırlar. Ancak nöronlar da nihayetinde, oksijen, karbon, azot ve hidrojen gibi atomların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Dolayısıyla insan biyolojik bir makinedir iddiası, atomların bir araya gelip kendileri hakkında yorumlarda bulunduklarına inanmakla aynı şeydir. Bunun ise ne denli saçma bir düşünce olduğu açıktır. Atomlar, bir çekirdek ve bunun etrafında dönen elektronlardan meydana gelirler ve düşünme yeteneği ile hissetme özelliğine sahip değildirler. Atomlar neşeyi, sevgiyi, hoşgörüyü, tevazuyu, merhameti hissedemez, kendileri hakkında düşünüp muhakeme yapamazlar. İnsan bilinci, materyalizm için, içinden çıkılması mümkün olmayan bir açmaz oluşturmaktadır. Evrimci biyolog Julian Huxley, nöron faaliyetleri ile bilinç arasındaki ilişkiyi, Aleaddin”in Lambası hikayesindeki madde üstü bir olaya benzetmiştir:

“Bilinçli hal kadar olağanüstü birşeyin nasıl olup da bir sinir hücresinin başlatıcı hareketi sonucu ortaya çıktığı, aynı Aleaddin�in lambası hikayesinde lambanın ovuşturulmasıyla cinin görünmesi kadar anlaşılmazdır…” 1

İnsan biyolojik bir makinedir iddiası, aklın kaynağını beyindeki kimyasal etkileşimlere dayandırmaktadır. Kimyasal etkileşimlerin ürünü olduğu varsayılan bir teorinin ise doğruluğunu bilmek mümkün değildir. Materyalizm, kendini çürüten bir felsefedir ve bu sebeple de insan bir makinedir iddiası geçersizdir.

Bu düşüncenin propagandasında konu edilen çalışmalar bilimsel olarak güvenilir değildir

İnsanın biyolojik bir makineden ibaret olduğu propagandasının ana unsuru, belli bir davranışı kontrol ettiği iddia edilen genlerle ilgili medya haberleridir. (Örneğin kıskançlık geni, alkolizm geni veya saldırganlık geni vs.) Bu iddialar medyada yüksek sesle ilan edilir ancak istisnasız olarak her biri sessizce çürütülmüştür. Evrimci bilim dergisi Science�da bu konuyla ilgili olarak yayınlanan Genler ve Davranış başlıklı makalede şunlar ifade edilmektedir:

“Bilim adamları belli genlerin veya kromozom bölgelerinin davranış özellikleriyle bağlantılı olduğunu tekrar tekrar iddia ettiler ama elde ettikleri bulgulara [başka çalışmalarda] yeniden ulaşılamaması üzerine bunları geri çekmek durumunda kaldılar…Bu iddiaların hepsi büyük coşkuyla ilan edildi; hepsi popüler medyada sorgusuz sualsiz selamlandı ama hepsi artık itibardan düşmüş durumda” (vurgu bize ait) 2

Laboratuvar gerçekleri, insan davranışlarının genlerle yönetildiği yönüde dair hiçbir bilgi ortaya koymamaktadır. Ancak medyada genler ve davranışlar arasındaki bağlantı iddialarının abartılı reklamlarla duyurulması toplumda bazı insan davranışlarını yöneten genlerin bulunduğu şeklinde yanlış anlamaya yol açmıştır. “Gen efsanesi” olarak isimlendirilen bu propaganda hiçbir bilimsel dayanağa sahip değildir.

İnsan, şuursuz atomların rastlantısal bir oluşumu veya biyolojik bir makineden ibaret değil, Yüce Allah”ın üstün bir akıl ve sonsuz bir kudret ile varettiği bir canlıdır. Allah Kuran”da şöyle bildirmektedir:

“Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.

Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alakı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne Yücedir”. (Müminun Suresi, 12-14)

 


1. Colin McGinn, Can We Solve the Mind-Body Problem?Mind, 98 (1989), s. 349; Gerald M. Edelman, Giulio Tononi, A Universe of Consciousness�, Basic Books, USA, 2000.
2. C. Mann, “Genes and behavior,” Science264 ; 1687 (1994), sf.1686 -1689

Ayrıca bakınız

Video – Yuval Noah Hararı’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 4 – “Geçmişte insanın pek az şey ürettiği” iddiası

Harari ve diğer evrimcilerin bir iddiası da “geçmiş nesillerin çok az şey ürettiği” yönündedir. Bunu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.