Hürriyet Bilim”in Şempanze Kültürü Hakkındaki Yanılgıları

Hürriyet Bilim dergisinin 4 Ocak 2003 tarihli sayısında “Şempanzelerin Ceviz Kırma Atölyeleri Bulundu” başlıklı bir yazı yayımlandı. Yazıda insanların bir zamanlar şempanzelerle aynı anlayış ve kültür seviyesini yaşadığı ileri sürülerek Darwinizm propagandası yapıldı. Bu yazıda Hürriyet Bilim ekinde ortaya konan iddiaları geçersiz kılan bilimsel kanıtlar gözler önüne serilecektir.

Şempanzelerin Darwinizm’deki Rolü ve Gerçekler

Öncelikle şempanzenin, evrim propagandasında özellikle kullanılmasının altında yatan nedeni açıklığa kavuşturmak gerekir. Doğada akılcı davranışlar gösteren birçok tür vardır. Evrimci basında bu canlılardan özellikle şempanzelerin davranışları sık sık konu edilerek vurgulanır. Çünkü Darwinizm’de şempanzeler özel bir rol oynarlar: Sözde evrim sürecinde insanın en yakın akrabası şempanzelerdir.

Bu yüzden şempanzelerle insan arasında davranış açısından da benzerlikler kurulmaya çalışılır. Böylelikle zeka açısından insana en yakın canlının şempanze olduğu izlenimi verilir.

Oysa şempanzenin insandan sonra en zeki canlı olduğu görüşünü çürüten birçok canlı vardır. Bu canlılar şempanzelerden daha yüksek bilinç örnekleri sergiler. Örneğin kunduzlar akıntıya karşı hidrodinamik açıdan ideal ölçülere sahip barajlar oluşturarak yuvalar yapabilmekte, termitler özel havalandırma kanallarına sahip dev yuvalar inşa edebilmekte, balarıları geometri ve matematik bilgisine dayalı petekler inşa edebilmektedir. Böyle karmaşık davranışlar gerçekleştirmelerine rağmen tüm bu canlılar küçücük beyinlere sahiptir. Bu mucizevi davranışlara son bir örneği, Oxford üniversitesi laboratuvarında incelenen Betty isimli bir karganın yaptıkları oluşturmaktadır.

Betty hiçbir yönlendirme olmaksızın bir metal çubuğu bir amaca hizmet edecek şekilde bükerek bir alet haline getirmiştir. Karga derin bir kabın dibinde bulunan yiyeceğe gagasıyla erişemeyince laboratuvarda kendi bulduğu bir metal çubuğun ucunu büküp bir kanca haline getirmiştir. Daha sonra metal çubuğu kullanarak yiyeceği kolayca dışarı çıkarmıştır. Burada bilim adamlarını hayrete düşüren önemli bir nokta vardır. Betty, daha önce hiç karşılaşmadığı bir malzemenin boyu ve esnekliğiyle işe yarar olduğunu anlayabilmiştir. Esnek malzemeyi tam da amaca uygun şekilde bükmeyi başarmıştır. Betty’nin bu başarısının tesadüf olup olmadığını görmek isteyen bilim adamları kargayı test ettiklerinde 10 denemeden 9″unda aynı başarıyı görmüşlerdir.

Bilim adamları küçücük beynine rağmen Betty’nin şempanzelerden daha ileri bir zeka seviyesi ortaya koyduğunu belirtmişlerdir. Darwinist önyargılarını koruyan BBC, konuyla ilgili olarak “Betty en yakın akrabalarımızı utandırdı” yorumunu yapmıştır. Bir başka deyişle Betty, evrimcilerin zekanın kökeniyle ilgili kabullerini altüst etmiştir. Betty’yi araştıran Oxford’lu bilim adamı Alex Kacelnik şu yorumu yapmıştır:

“Hayvanlar arasında en zeki olanların primatlar olduklarını düşünüyoruz, çünkü bize en yakın türü onlar oluşturuyor. Ancak bu hayvan (Betty) görmüş olduğumuz herhangi bir primattan daha zeki”. (1)

Betty, “zeki” davranışlarda bulunabilen pek çok kuştan sadece biridir. Bu konuda bilim dünyasında yapılan daha çok sayıda çalışma vardır. (Detaylı bilgi için Harun Yahya”nın yakında yayınlanacak olan Konuşan Kuşlar Mucizesi isimli kitabına başvurabilirsiniz.) Tüm bunlar şempanze davranışlarıyla ilgili evrimci iddiaların daha çok propaganda amaçlı savunulduğunu ortaya koymaktadır. Şu açık bir gerçektir ki, şempanzelerin zekasından söz eden ve sonra da bunu insanla şempanzeler arasında bir akrabalık olduğu iddiasına dayanak gibi gösteren her yorum, yanlıştır.

Şempanzelerle kıyaslanan insansı maymunlar hiç yaşamamıştır

Hürriyet Bilim haberi görünürde şempanzelerin el beceresine dayalı bazı akılcı davranışlarıyla ilgilidir. Yazının giriş kısmında Fildişi kıyısındaki arkeolojik kazılarda bulunan bazı bulgulardan söz edilmektedir. 300 ila 500 yıllık olduğu bildirilen özel şekilli taşların şempanzeler tarafından ceviz kırma işinde kullanılmış olduğu ileri sürülmektedir. Yazının bundan sonraki kısmında ise Darwinizm propagandasına girişilmekte, yani bilimsellikten uzaklaşılıp dogmatizme girilmektedir.

Şempanzelerin kullanmış olduğu taşlar ile 2.5 milyon yıl önce yaşanmış Taş Devri’ne ait taşlar arasında bir benzerlik kurulmakta; günümüz şempanzelerinin Taş Devri”nde yaşadığı iddia edilen sözde “insansı maymunlar”la aynı kültür ve anlayış seviyesinde olduğu ileri sürülmektedir.

Bu iddia iki açıdan gerçek dışıdır. Öncelikle “insansı maymun” kavramı gerçeklere değil evrimcilerin önyargılarına dayanmaktadır. İkincisi, insanın kültür ve anlayış seviyesi evrimle açıklanamaz. Çünkü kültür ve anlayış bilinçle ilgilidir. Bilinç ise evrim teorisinin dayandığı materyalizmin en büyük açmazlarından biridir. Bu iki konuyu sırayla açıklayalım:

İnsanın Evrimi Senaryosunun Çöküşü

Hayali evrim soyağacına yerleştirilen fosiller üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar maymundan insana bir geçiş yaşanmadığını açıkça göstermektedir. Kendileri de birer evrimci olmalarına karşın birçok bilim adamı, yaptıkları araştırmalar sonucu bu soyağacında yer alan Australopithecusların soyu tükenmiş maymunlardan oluştuğunu ortaya koymuşlardır. Evrimciler tarafından Homo sınıfına dahil edilen Homo habilis’in Australopithecus sınıfına dahil edilmesi gerektiği yani bir maymun türü olduğu gösterilmiştir. Soyağacında daha sonra gelen Homo ergaster, Homo erectus, Homo sapiens archaic, Neanderthal adamı, Cro-Magnon adamı ise gerçek birer insandırlar. Almanya’da yapılan bir konferansta birçok evrimci paleontolog ve antropolog bu gerçeği doğrular şekilde; son iki milyon yıllık dönemi kapsayan tüm Homo türlerinin aslında Homo sapiens’in yani günümüz insanının bir varyasyonu olduğunu kabul etmişlerdir. (2) Kısacası 2.5 milyon yıl önceye ait taşların sahibi insansı maymunlar değildir. Hürriyet Bilim dergisinde birçok kez propagandası yapılan, rekonstrüksiyon resimlerle gösterilen maymun adamlar sadece birer masal ürünüdürler. (İnsanın evrimi teorisinin çöküşü için bkz. Harun Yahya, Hayatın Gerçek Kökeni, Global Yayıncılık, İstanbul, 2000)

Davranışların evrimi tezine bilinç engeli

Hürriyet Bilim”deki ikinci yanılgı ise insanların bir zamanlar şempanzelerle aynı kültür ve anlayış seviyesinde olduklarıdır. Bu iddia insan kültür ve anlayışının evrimle ortaya çıktığı anlamına gelmektedir ki bu sadece evrimcilerin önyargılarından kaynaklanmaktadır. İnsanın da şempanzenin de anlayış seviyeleri zaman içinde değişmiş değildir. çünkü her iki anlayış da evrimle açıklanması mümkün olmayan “bilinç” kavramına dayanır.

Materyalistler bilincin, beyindeki hücreler arasında gerçekleşen elektrokimyasal reaksiyonların ürünü olduğunu iddia ederler. Oysa bu iddianın hiç bir bilimsel dayanağı yoktur. Bilincin beynin neresinde oluştuğu ya da hangi zincirsel beyin aktivitelerinin sonucu olduğu, son derece gelişmiş MR tarama cihazlarına karşın cevaplanamayan bir sorudur. Gerçekte 20. yüzyıl boyunca bilinci açıklamak için yürütülen tüm bilimsel araştırmalar, bilince maddi bir temel bulunamadığını göstermektedir. Bilinç, tek kelimeyle bir mucizedir; madde-üstü, metafizik bir kaynaktan, yani ruhtan gelmektedir.
Bilince dair materyalist bir temel ortaya koyma çabasını yıllarca sürdürmüş bir evrimci olan Julian Huxley, bu konudaki çaresizliğini şöyle ifade etmiştir:

“Bilinçli hal kadar olağanüstü birşeyin nasıl olup da bir sinir hücresinin başlatıcı hareketi sonucu ortaya çıktığı, aynı Aleaddin’in lambası hikayesinde lambanın ovuşturulmasıyla cinin görünmesi kadar anlaşılmazdır…” (3)

Evrim teorisi ise maddeler arasındaki tesadüfi kimyasal işlemlere dayanır. Açıklamaları maddeyle sınırlı bir teorinin maddeye indirgenemeyen bilinç gibi bir kavramı açıklaması, dahası evrimle ortaya çıktığını ortaya koyması imkansızdır. İnsan bilincinin, aklının, kültür ve anlayışının evrimle ortaya çıktığı bilime rağmen savunulan bir safsatadan ibarettir.

İnsan bir hayvan türüdür iddiası

Hürriyet Bilim”de bazı davranış bilimcilerin görüşlerine de yer verilmiştir. Fransız etolog (hayvan davranışları bilimcisi) ve aynı zamanda evrimci olan Dominique Lestel, insanın sadece, diğer hayvanlara kıyasla bir takım ayırt edici özelliklere sahip olan bir hayvan türü olduğu iddiasını dile getirmiştir.

Lestel’in bu görüşleri kendi ideolojisiyle ilgilidir ve tutarlı hiçbir yönü yoktur. İnsanın diğer canlılarla benzer biyolojiye sahip olması onu bir hayvan türü yapmaz. Çünkü insan, medeniyetler kurabilen, besteler, resimler, makineler yapabilen, kendini tedavi edecek ilaçlar üretebilen, kanunlar koyup uygulayabilen, teknoloji geliştiren, uzay araştırmaları yapabilen üstün bir varlıktır. Bu kadar üstün bilgi birikimi ve en önemlisi ahlak sahibi olan insanı hayvanlarla bağdaştırmak, gözle görülen, somut bir gerçeği inkar etmek anlamına gelir.

Kısacası insanın kökeni konusunda iddia sahibi olanlar, Darwinistler”dir. Tüm insani deney, deneyim ve gözlemlere aykırı bir senaryoyu savunmakta, yani insanın aslında bir takım genetik kazalar (mutasyonlar) geçirmiş bir primat olduğunu ileri sürmektedirler. Ancak bu iddia, kendilerini desteklemesini umdukları, genetik, paleoantropoloji ya da moleküler biyoloji gibi bilim dalları tarafından çürütülmektedir. Bu nedenle evrimcilerin medyaya demeçler verip, kendilerine güvenli bir üslup ile “insan aslında bir hayvandır” demelerinin hiç bir anlamı yoktur. Hürriyet Bilim”in sözlerini aktardığı Lestel”in açıklamaları da aynı şekilde anlamsız ve değersizdir.

İnsan Bilincinin Gerçek Kaynağı

Hayvanlarla benzer biyolojiye sahip insanın akıl ve bilinç açısından bu denli üstün olmasının altında yatan faktör, ruh sahibi olmasıdır. Tüm canlıların yaratıcısı olan Allah, insana Kendi Ruhundan üfleyerek onu akıllı bir varlık kılmıştır. Allah insanın yaratılışındaki bu sırrı Kuran”da şöyle açıklar:

O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden (sülale”den), basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra onu “düzeltip bir biçime soktu” ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz? (Secde Suresi, 7-9)

Hayvanlardaki akılcı davranışların kaynağı ise yine varlığı Kuran”da bildirilen “ilham”dır. Matematik ve geometri bilmedikleri halde kusursuz altıgenler yapabilen balarıları buna güzel bir örnektir. Evrimcilerin içgüdü olarak tanımladığı ancak hiçbir açıklama getiremediği bu davranış Allah’ın balarısına ilhamıdır ve ayetlerde şöyle haber verilir:

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

Sonuç

İnsan evrimleşmiş bir hayvan türü değildir. Şempanzenin ya da diğer canlıların akılcı davranışları evrim teorisinin lehinde değil, aksine aleyhinde olan gerçeklerdir. (Öte yandan, insanı yaptıklarından sorumlu tutulmayacak bir hayvan türü gibi gösteren Hürriyet Bilim dergisinin, aile, toplum ve devlet yapısı üzerinde son derece yıkıcı olan bir ideolojinin savununculuğunu yaptığını da belirtmek gerekir.) Dergiye tavsiyemiz bundan sonra hayvan davranışlarıyla ilgili olarak bilimsel gerçekleri gözönüne alması ve Darwinizm’in köhne iddialarını körü körüne savunmaktan vazgeçmesidir.

1. http://www.reuters.com/news_article.jhtml;jsessionid=ULR5HJFNPM2KICRBAEZSFEY?type=search&StoryID=1311577
2. Pat Shipman, Doubting Dmanisi, American Scientist, Kasım-Aralık 2000, s.491
3. The Problem of Consciousness, Colin McGinn, Athenaum Press Ltd, Gateshead, Tyne & Wear, 1991, sf. 1

Ayrıca bakınız

Video – Yuval Noah Hararı’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 4 – “Geçmişte insanın pek az şey ürettiği” iddiası

Harari ve diğer evrimcilerin bir iddiası da “geçmiş nesillerin çok az şey ürettiği” yönündedir. Bunu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.