Bir Evrim Masalının Çöküşü: Pekin Adamı

Evrimci bir televizyon kanalı olan National Geographic’te geçtiğimiz günlerde, evrim teorisinin sözde delillerinden biri olarak sunulan Pekin Adamı’yla ilgili belgesel bir film yayınlandı. Programda bir evrim geleneği bozuluyor ve Pekin Adamı’ndan bahsedilirken, evrimle ilgili neredeyse tek bir kelime geçirilmiyordu. Oysa Pekin Adamı yarım asırdan daha uzun bir süre, insanın hayali soy ağacında kayıp halka olarak benimsenmiş ve evrime sözde kanıt olarak gösterilmiş bir fosildi. Bu propagandaya yıllarca destek vermiş olan National Geographic kanalı da, artık Pekin Adamı’nı propaganda malzemesi olarak kullanmaktan vazgeçmiş görünüyordu.

Pekin Adamı’nın National Geographic ekranında yaşadığı bu rol değişiminin arkasındaki sebepler nelerdi? Sık sık evrim teorisini destekleyici yayınlar yapan bu kanal, neden bu konuda evrim propagandasına girmekten kaçınıyordu?

Geçmişte Pekin Adamı’na Biçilen Zoraki Rol

Pekin Adamı soyu tükenmiş bir insan ırkından başka birşey değildir. Bu gerçeğe rağmen uzun yıllar evrim propagandasında malzeme olarak kullanılmıştır. “Pekin Adamı”na ait fosillerin tarihi, 1920’li yılların sonuna uzanmaktadır. O yıllarda Doğu Asya, insanın sözde evrimindeki kayıp halkayı bulmak için Avrupa ve Amerika’dan gelmiş birçok evrimciyi ağırlıyordu. Kanadalı bir doktor olan Davidson Black de bu amaçla Çin’e gelmiş ve Pekin’de anatomi dersleri vermeye başlamıştı. Bir yandan Tıp Okulu’nda ders veren Black bir yandan da arkeolojik kazıları takip ediyordu. 1929 yılında Pekin kenti yakınlarında Zhoudoukian mağaralarında bulunan bir kafatası fosilini inceledi ve aranan kayıp halkanın bulunduğunu ilan etti. 500.000 yıllık olduğu hesaplanan fosile “Pekin Adamı” anlamına gelen Sinanthropus pekinensis ismi verildi. İddiaya göre Pekin Adamı ilkel bir kafatasına sahipti ve bir maymun adamdı. Evrimcilerce Darwin’in teorisini kanıtladığı söylenen fosil bulgusu, dünya basınında geniş yankı buldu. Vücudu kıllarla kaplı, kaba yüz hatlarına sahip Pekin Adamı resimleri, yarım asırdan fazla bir süre ders kitaplarında gerçek bir bilimsel buluş gibi sunuldu ı. Pekin Adamı propagandaları o kadar yayılmıştı ki, uluslararası Unesco örgütü, fosillerin bulunduğu Zhoudoukian mağaralarını özel koruma altına aldı.

Pekin Adamı’nın bir maymun adam olduğunun kabul edilmesi, evrim teorisinin içinde bulunduğu zor durumdan kaynaklanıyordu. Charles Darwin’in iddisından o günlere kadar 60 yıllık bir süre geçmiş ve henüz teoriye kanıt gösterilebilecek tek bir fosil bile bulunamamıştı. Evrimcilerin elinde ilki 1856 yılında bulunmuş olan Neandertal fosilleri bulunuyordu, ancak Neantertal Adamı kayıp halka olabilecek bir tür olarak benimsenmiyordu. Çünkü bu fosillerin kafatası günümüz insanından bile büyüktü. İskeletleri günümüz insanın farksız gibiydi. Dahası bu fosiller Avrupa’da, yani hayali evrim ağacına göre sözde üstün beyaz ırkın yerleştiği kıtada bulunmuştu. Evrimciler insan türünün Asya veya Afrika’da ortaya çıkmış olması gerektiğini düşünüyorlardı. Onlara göre Asya’dan çıkan ve Neandertal’den yaşça daha eski bir fosil, teoriye daha sağlam bir kanıt olarak sunulabilirdi.

Pekin Adamı işte bu dönemde bulundu ve evrimciler arasında hemen popüler oldu. Pekin Adamı, evrimcilere göre kayıp halka olmaya uygun bir anatomiye de sahipti. Kafatasında kalın, belirgin kaş kemerleri vardı. Evrimciler teorileriyle bağdaştırmaya çalıştıkları fosilin kaş yapısını ilkel bir özellik olarak benimsediler. (Oysa bu hatalı bir tutumdur, çünkü kalın kaş kemerleri bazı modern insan ırklarında da var olan bir özelliktir.) Gerçekte Pekin Adamı’nın soyu tükenmiş bir insan ırkı olarak kabul edilmemesi için başka hiçbir anatomik farklılığı yoktu. Zhoudoukian mağaralarında daha uzun yıllar sürdürülen kazılarda birçok Pekin Adamı fosili ele geçirildi. Bunların da kol kemikleri ve dişleri modern insandan farksızdı. Yine de evrimciler aslında gerçek bir insan olan Pekin Adamı’nı, insanın hayali soy ağacında uzun yıllar bir ara tür olarak tutmaya devam ettiler.

Bir Kayıp Halkanın Düşüşü

Pekin Adamı fosilleri bulunduğunda paleontolojik bulguların sayısı oldukça azdı. İlerleyen yıllarda ve özellikle 1990’lardan sonra hızlanan keşifler, evrimcilerin hayali soy ağacında iddia ettikleri gibi bir evrim süreci yaşanmadığını açıkça ortaya koydu. Bulunan fosiller yaş, coğrafi bölge ve anatomik özellikler açısından bir türlü evrimsel bir sıralama içine sokulamıyordu. Bu durumda Pekin Adamı’nın da bağdaştırıldığı kayıp halka fikri giderek sallanmaya başladı ve evrimciler kayıp halkayı bulma konusunda umutlarını yitirdiler.

Günümüzde, özellikle Pekin Adamı’nın da dahil edildiği Homo erectus hakkında, öne sürülen ara tür iddiaları eskisi gibi sık dile getirilmemektedir. Birçok antropolog Homo erectusun (dolayısıyla Pekin Adamı’nın) günümüz insanından farkı olmadığını vurgulamaktadır. Homo erectus bir ara tür değil, soyu tükenmiş bir insan ırkıdır. Almanya’da ünlü paleontolog ve antropologların katılımıyla gerçekleştirilen bir konferansta da bu görüş ağırlık kazanmıştır. American Scientist dergisinde konferanstaki gelişmeler şöyle aktarılmaktadır:

“Senckenberg konferansındaki katılımcıların çoğu, Michigan Üniversitesi’nden Milford Wolpoff, Canberra Üniversitesi’nden Alan Thorne ve meslektaşlarının başlattığı ve konusu Homo erectusun taksonomik konumu olan ateşli bir tartışmaya daldılar. Bu kişiler Homo erectusun bir tür olarak geçerliliğinin olmadığını ve bütünüyle elimine edilmesi gerektiğini ısrarlı bir şekilde ileri sürdüler. Homo türünün bütün üyeleri, doğal herhangi bir ara veya alt bölüm olmaksızın, yaklaşık iki milyon yıl öncesinden bugüne, çok fazla değişkenlik gösteren, geniş bir alana yayılmış tek bir türe, Homo sapiens’e aitti. Homo erectus’un bir tür olarak mevcut olmadığı, konferansın ana konusu oldu.” (1)

Pekin Adamı’nın dahil edildiği Homo erectus türüyle ilgili son gelişmeler, National Geographic kanalını da önemli bir itirafta bulunmaya zorladı. Programda Pekin Adamı’nın anatomik özellikleriyle ilgili olarak New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nden fiziksel antropolog Gary Sawyer’ın yorumlarına yer verildi. Sawyer kalın kaş kemerlerinden söz etmesine karşın, Pekin Adamı’nın gerçek bir insan olduğunu belirtiyordu.

 

National Geographic kanalında Pekin Adamıyla ilgili itiraf edilen gerçek, aslında insanın evrimi senaryosunun tamamını kapsamaktadır. Pekin Adamı gibi ara tür olarak gösterilen diğer fosillerin de soy ağacındaki yerlerinin savunulur yanı kalmamıştır. Son paleontolojik bulgular karşısında soy ağacı, evrimcilerin ifadesiyle “karmakarışık bir çalıya” benzetilmektedir. Dahası evrimci paleontologlar arasında kayıp halkanın bulunacağına dair umutlar giderek azalmaya başlamış, özellikle Sahelanthropus tchadensis bulgusundan sonra bu umutsuzluk açıkça itiraf edilmeye başlanmıştır. George Washington Üniversitesi’nde paleontolog ve aynı zamanda ünlü bir evrimci olan Bernard Wood Newscientist dergisine “Kayıp halka aramaları kesinlikle başarısızlığa mahkumdur” itirafını yapmıştır. (2)

National Geographic kanalının Pekin Adamı konusunda attığı bu geri adım ve insanın soy ağacıyla ilgili karmaşık durum, insanın evrimi senaryosunun çöküşünü bir kez daha göstermektedir. Gerçek ortadadır: İnsan ve maymunlar Allah’ın ayrı ayrı yarattığı canlılardır.

(1) Pat Shipman, Doubting Dmanisi, American Scientist, Kasım-Aralık 2000, s.491
(2) “Who are we?”, New Scientist, 26 Ekim 2002, sf. 44

 

Ayrıca bakınız

Video – Yuval Noah Hararı’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 4 – “Geçmişte insanın pek az şey ürettiği” iddiası

Harari ve diğer evrimcilerin bir iddiası da “geçmiş nesillerin çok az şey ürettiği” yönündedir. Bunu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.