İngilizce


Günlük Gazetelerdeki Evrim Propagandasına

Bilim Dergilerindeki Evrim Propagandasına

Evrimci Televizyon Yayınlarına

İnternet Sitelerindeki Evrim Propagandasına

Genel Darwinist İddialara

Diğer Dergilerdeki Evrim Propagandasına



Hürriyet Gazetesi'ne

Radikal Gazetesi'ne

Vatan Gazetesi'ne

Bilim ve Ütopya'ya

Bilim ve Teknik'e

Cumhuriyet Bilim Teknik'e

Discovery Channel'a

National Geographic Channel'a



Evrim Teorisini Çökerten Kitaplar

Evrim Açmazını Gösteren Belgeseller

Evrimin Geçersizliğini Anlatan Siteler

Yaratılış Gerçeği Hakkında Kitaplar

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Belgeseller

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Sunumlar


CNN T�rk Yan�lg�lar�
BBC Yan�lg�lar�
"Tesadüf dışında hiçbir şey bilimsel değildir" mantığı bir mantık aczidir. Mantık açmazıdır. Uzayda yeni yeni değişik medeniyetlerle karşılaşılsa hepsinde Darwinizm ve tesadüf mantığı mı kullanılacak? "Tesadüf her yerde medeniyetler kurmuştur" mu denilecek? Bu perişan mantığın bilimsellik olarak sunulması bu yüzyılın utancı ve yüz karasıdır.


75 / 2003-06-10
İngilizce
Yılanlar hakkında çeşitli bilgiler aktaran belgeselde bazı evrimci iddialar da ortaya kondu. Bunlardan ilki yılanın kendi kafasından büyük avları yutabilme yeteneğiyle ilgiliydi. Discovery Channel bu konuda şu iddiada bulundu:

"Yılanların evrimindeki ilk gelişmelerden biri kafalarının yeniden yapılanması oldu. Çene kemikleri ve kafatası birbirlerine sımsıkı oturmaktansa esnek bağlarla bağlandı. Bu, yılanların çenelerini daha geniş açmalarını ve ağız kapasitelerinin artmasını sağladı. Çene kemiğinin çene ucunda ikiye bölünmesi açılma kapasitesini daha da artırdı".

Burada ortaya konan iddia herhangi bilimsel bir bulguya değil sadece önyargıya dayanmaktadır. Discovery Channel öncelikle yılanın evrimle ortaya çıkmış bir canlı olduğunu kabul etmekte, daha sonra yılanla ilgili bir özelliği bu önceden varlığı kabullenilmiş evrime uyarlamaktadır. Ancak bu uyarlama hiçbir bilimsel kanıta dayanmamaktadır. Gerçekte en eski yılanlar günümüz yılanlarından farksızdırlar.

Discovery Channel ise bu durumu ‘bulanıklık’ olarak geçiştirerek yılanların kertenkele grubundan evrimleştiğini iddia etmektedir. Belgeseldeki ifadeler şöyledir:

"Yılanların kökeni ilk ortaya çıkışı biraz bulanıktır. Ama diğer yandan yüzmilyon yıldan eskiye dayandığı da kesindir yılanların bir kertenkele grubundan evrimleştiğinden hemen hemen eminiz."

Beklendiği gibi, hemen sonra pitondaki çıkıntılara geçilmekte ve bu yılanın bedeninin arka kısmında bulunan küçük çıkıntılar kertenkele gibi bir canlının zaman içinde ayaklarını kaybederek yılana dönüştüğü masalına dayanak gösterilmektedir. Discovery Channel bu durumu evrime kanıt zannederek iki önemli yanılgı ortaya koymaktadır. İlk olarak, pitondaki bu çıkıntıların çiftleşme sırasında eşi tutmada ve erkekler arası kavgalarda kullanıldığı bilinmektedir. Bu organ bir işleve sahip olduğuna göre bunun bir zamanlar bir kertenkelenin bacakları olduğu iddiası, hiçbir kanıtı olmayan bir spekülasyondan ibarettir. Discovery Channel’ın ikinci yanılgısı, bir kertenkelenin bacaklarını kaybetmesinin ‘evrim’ anlamına gelmeyeceğini anlayamamasıdır. Evrim teorisi molekülden insana değişimi savunduğuna göre, evrimciler de argümanlarını varolan özelliklerin kaybolduğu değişimlere değil, daha önce bir canlı grubunda bulunmayan özelliklerin sözde evrimle ortaya çıktığı değişimlere dayandırmalıdırlar. Bu yüzden bacak çıkıntılarına sahip yılan fosilleri, basitten komplekse değişim göstermedikleri için, değişim göstergesi olarak alınabilir olmalarına karşın, ‘evrim’e kanıt değildirler. (Örneğin, 2000 yılında Science dergisinde rapor edilen bacaklı yılan fosili, Haasiophis terrasanctus gibi: "A Fossil Snake with Limbs", Science 287(5460):2010-2012, 17 Mart 2000)

Bu durumda evrimcilerce asıl cevaplanması gereken iki soru vardır: Birincisi, bacaklarını yitiren bir kertenkele, yarım bacak ve kollarıyla ve yılanın hareket etmesini sağlayan son derece kompleks kas sistemi olmaksızın yaşamını nasıl sürdürmüş olabilir? Elbette böyle bir canlının hem düşmanlarının saldırılarına açık olması hem de kendi yiyeceklerini elde etmekte büyük zorluklar çekmesi beklenir. İkincisi, rastgele mutasyonların genetik bilgi ekleyerek canlılara yeni özellikler kazandırmadığı, yapılan sayısız deneyden, bilinmektedir. Bu durumda yılanın, kertenkelede bulunmayan sürünme kaslarının evrimle açıklanamayacağı ortaya çıkar.

Bir yılanın hareketi, sürünmeyi mümkün kılacak şekilde dizilmiş farklı kas sistemlerinin senkronize kasılıp-gevşemeleriyle mümkün olur. Hem bu kaslar hem de bunları kontrol eden sinir ağının bilgisi, yılanın genlerinde kodlanmıştır. Rastgele mutasyonların bir organizmanın DNA’sına bilgi ekleyerek ona faydalı özellikler kazandırdığı bir kez dahi gözlemlenmiş bir durum değildir. Bu durumda, yılanın kas sisteminin evrimle ortaya çıktığını farzetmek, gerçekleri tamamen bir yana bırakıp hayal kurmaktan başka birşey ifade etmemektedir.

Discovery Channel’ın ise bu hayallere körükörüne inandığı, izleyicileri de bunlara inandırmaya çalıştığı görülmektedir. Discovery Channel yılanları, kertenkele grubundan canlıların defalarca denediği bir ‘deneyin’ ürünü olarak nitelemektedir. Belgeselde bu konuyla ilgili şu ifadelere yer verilmektedir:

"Bu kertenkele gruplarına bakarsanız uzuvların kaybedilmesi ve gövdenin uzaması evrimsel olarak defalarca belki de düzinelerce tekrar edilmiş birşeydir. Adeta belli kertenkele grupları bacaklarını kaybetmek ve yerde sürünen uzun canlılar olmak için deneyler yapmış gibi. .. Yılanlar [kol ve bacaklarını kaybetmeden doğan] bu eksikliği telafi etmek için 300’e varabilen kaburga çevresine sarılan kas lifleri ve bağlardan oluşan karmaşık bir sistem geliştirmiştir. ... Benzersiz evrimleriyle bazı şeyler için uzuvların olmadığını kanıtlamıştır. Koşmak, yüzmek gibi... Yılanların ataları onları uzuvlarından eden benzersiz bir evrimsel deneyin sonucunda çıktı. Bu evrim doğanın en büyük başarı öykülerinden biridir."

Görüldüğü gibi Discovery Channel "Nasıl?" sorusuna cevap oluşturabilecek hiçbir açıklama getirmeksizin, doğrudan kendi inançlarını empoze etmekteyi seçmektedir. Hayali birtakım deneylerden sözetmekte, sonra yılanları bu hayali deneyin galibi ilan etmektedir. ‘Bu durumda ‘en büyük başarı öyküsü’nün de doğaya değil Discovery Channel’ın kendisine atfedilmesinin daha uygun olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü Discovery Channel programın başından sonuna kadar yılanın sözde evrimi hakkında hikaye anlatmaktan başka birşey yapmamaktadır.

Programda yılanların zehiri de sözde evriminde daha yakın zamana ait bir gelişme olarak gösterildi. Discovery Channel yılan zehirinin evrimle ortaya çıkmış olduğunu iddia etmekle birlikte, bu zehirin salgılandığı bezin, zehiri bezden ağızdaki sivri dişlere taşıyan kanalların ve enjektör görevi gören içi tüp şekilli oluğa sahip sivri dişlerin nasıl evrimleşmiş olabileceğine dair hiçbir yorum yapmadı, daha doğrusu yapmaya cesaret edemedi. Bunun altında yatan neden ise düşmanı zehirleme mekanizmasının karmaşıklığıydı.

Yılanın düşmanını zehirlemesinde rol oynayan tüm parçalar (zehir, zehirin salgılandığı bez, zehirin iletildiği kanallar, sivriliği ve içindeki tüp şekilli olukla bir enjektör görevi gören sivri dişler) özel bir tasarım ortaya koyar. Farklı görevler üstlenen farklı yapılar, belli bir amacı yerine getirmek üzere doğru organizasyon içinde biraraya gelmiştir. Komplekslik açısından yılandaki sistemden çok daha basit olmakla birlikte benzer bir tasarım, ayaklı serum askısında da görülebilir. Bir serum şişesi, serum, hortum ve en uçta iğne... Bu basit tasarımı gören herkes, bu parçaların belli bir amaç için biraraya getirildiklerini anlayabilir. Yılandaki sistem çok daha komplekstir ve serum askısının tasarımcısı olduğu gibi, yılanın da bir yaratıcısı vardır. Yılandaki tasarım Yüce Allah’ın sonsuz kudretinin bir göstergesidir.


İnsanın Evrimi Yalanı

Darwinist Propaganda, Darwinist Demagoji

Ara Geçiş Aldatmacası

Canlılığın Kökeni

Evrimin Moleküler Açmazı

Ateizm, Materyalizm, Evrim Felsefesi Yalanları

Hayvanların Evrimi Aldatmacası

Bitkilerin Evrimi Aldatmacası

Yaşama Dair Darwinist Masallar

Darwinizm Yanılgıları Üzerine Yazılar

Darwinist Propagandanın Çürük Temelleri

Deccal Nasıl Öldü?




YENİ KİTAP






YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!

Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>


AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ

Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Ana Sayfa | Kitaplar | Filmler | Makaleler | Ses Kasetleri | Bize Ulaşın | Üye Ol

2007 NETcevap.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.