İngilizce


Günlük Gazetelerdeki Evrim Propagandasına

Bilim Dergilerindeki Evrim Propagandasına

Evrimci Televizyon Yayınlarına

İnternet Sitelerindeki Evrim Propagandasına

Genel Darwinist İddialara

Diğer Dergilerdeki Evrim Propagandasına



Hürriyet Gazetesi'ne

Radikal Gazetesi'ne

Vatan Gazetesi'ne

Bilim ve Ütopya'ya

Bilim ve Teknik'e

Cumhuriyet Bilim Teknik'e

Discovery Channel'a

National Geographic Channel'a



Evrim Teorisini Çökerten Kitaplar

Evrim Açmazını Gösteren Belgeseller

Evrimin Geçersizliğini Anlatan Siteler

Yaratılış Gerçeği Hakkında Kitaplar

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Belgeseller

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Sunumlar


CNN Türk Yanılgıları
BBC Yanılgıları
"Tesadüf dışında hiçbir şey bilimsel değildir" mantığı bir mantık aczidir. Mantık açmazıdır. Uzayda yeni yeni değişik medeniyetlerle karşılaşılsa hepsinde Darwinizm ve tesadüf mantığı mı kullanılacak? "Tesadüf her yerde medeniyetler kurmuştur" mu denilecek? Bu perişan mantığın bilimsellik olarak sunulması bu yüzyılın utancı ve yüz karasıdır.


Show Dergisi / 1999-12-01

Aylık SHOW dergisinin Aralık 1999 sayısında, "İnsanoğlu Yeryüzüne Nasıl Yayıldı" başlıklı bir yazı yer alıyordu. Yazıda eski bir insan ırkı olan Homo erectus'tan söz ediliyordu. Ancak Homo erectus hakkındaki bilgiler tamamen evrimci bir bakış açısı ve üslupla yorumlanıyor, dahası konu hakkında pek çok önemli bilgi hatası sergileniyordu.

Aslında bu yazıyı kaleme alan SHOW dergisi muhabirinin konuyu ciddi bir biçimde araştırmadığı, sadece evrimci bir imaj oluşturmak istediği açıktı. Öncelikle haberde kullanılan resimlerin büyük bölümünün konuyla ilgisi yoktu. Sadece Homo erectus'u konu alan yazının etrafına; uzayda gezinen biyonik bir insan çizimi, insan beyninin yapısıyla ilgili bir şema, "düşünen bilim adamı" fotoğrafları, önlerine yerleştirilmiş bilgisayarlarla oynayan şempanzeler, büyükçe bir memeli hayvanın fosilini inceleyen bir paleontolog ve insan vücudundaki farklı ısı bölgelerini gösteren bir şema gibi konuyla hiç bir ilgisi olmayan resimler serpiştirilmişti. Homo erectus'u temsil ettiği sanılarak yazıya eklenmiş bir kafatası rekonstrüksiyonu resmi ise, Homo erectus'u değil Neandertal insanını konu alan ve geçtiğimiz yıllarda National Geographic dergisinde yayınlanmış bir resimdi.

Yazının içinde de önemli bilgi hataları vardı. Homo erectus'un ilk olarak 3.5 milyon yıl önce Afrika'da ortaya çıktığı yazılmıştı. Oysa gerçekte bilinen en eski Homo erectus kalıntıları 2 milyon yıldan daha geriye gitmez. Evrimciler tarafından 3.5 milyon yıl öncesinde Afrika'da yaşadığı kabul edilen canlılar, Australopithecus sınıflamasına ait farklı türlerde maymunlardır.

Kısacası SHOW dergisindeki "İnsanoğlu Yeryüzüne Nasıl Yayıldı" başlıklı yazı, medyadaki diğer benzeri evrimci propaganda örnekleri gibi, ciddi yanlışlara ve yüzeysel bir yaklaşıma dayanıyordu. Zaten yazıda, Homo erectus hakkındaki farklı ve çelişkili evrimci görüşlerin dile getirilmesinden başka bir şey yapılmamıştı.

Homo erectus Kimdir?

Peki gerçekte evrimci paleontologlar tarafından Homo erectus olarak sınıflandırılan fosiller kime aittir?

Bu konuya verilecek cevap açıktır: Homo erectus, bazı fiziksel özellikleri bugünkü dünya ortalamasından farklı olan bir insan ırkıdır. Ama bu fiziksel özellikleri, onun herhangi bir şekilde "ilkel" olduğunu ve bizlerden zeka ve yetenek yönünden daha geri olduğunu göstermez. Nitekim bugün dünya üzerinde yaşamakta olan Avusturalya yerlileri, Malezya yerlileri ya da Pigmeler gibi bazı ırklar, Homo erectus insanlarına çok benzer fiziksel özelliklere sahiptirler.

Önce kelimenin ne anlama geldiğine bakalım. "Erect" terimi "dik" demektir. Homo erectus ise "dik yürüyen insan" anlamına gelir. Evrimciler bu insanları, "erect" sıfatı ile "insanın atası" olarak göstermeye çalıştıkları maymun türlerinden ayırmak zorunda kalmışlardır. Çünkü eldeki tüm Homo erectus fosilleri, Australopithecus ya da Homo habilis türü maymunlarda görülmediği kadar diktir. Günümüz insanının iskeleti ile Homo erectus iskeleti arasında hiçbir fark yoktur.

Evrimcilerin Homo erectus'u "ilkel" saymaktaki en önemli dayanakları ise, kafatası hacminin (900-1100 cc.) günümüz insanının ortalamasından küçüklüğü ve kalın kaş çıkıntılarıdır. Oysa az önce belirttiğimiz gibi bugün de dünyada Homo erectus'la aynı kafatası ortalamasında pek çok insan yaşamaktadır (örneğin pigmeler) ve bugün de çeşitli ırklarda kaş çıkıntıları vardır (örneğin Avusturalya yerlileri Aborijinler'de).

Kafatası hacmi farklılığının zeka ve beceri yönünden hiçbir fark oluşturmadığı ise bilinen bir gerçektir. Zeka, beynin hacmine göre değil, beynin kendi içindeki organizasyonuna göre değişir.1

Homo erectus'u dünyaya tanıtan fosiller, her ikisi de Asya'da bulunan Pekin Adamı ve Java Adamı fosilleridir. Nitekim SHOW dergisinde de bu iki fosilden söz edilmektedir. Ancak zamanla bu iki kalıntının da güvenilir olmadıkları anlaşılmıştır. Pekin Adamı, sadece alçıdan yapılmış ve aslı kaybolmuş modellerden ibarettir, Java Adamı ise bir kafatası parçası ile, ondan metrelerce uzakta bulunmuş bir leğen kemiğinden oluşur ve bunların aynı canlıya ait olduğuna dair hiçbir gösterge yoktur. Bu nedenle Afrika'da bulunan Homo erectus fosilleri giderek daha fazla önem kazanmıştır.

Farklılıklar Sadece Irk Farklılığı

Afrika'da bulunan Homo erectus örneklerinin en ünlüsü, Kenya'daki Turkana Gölü yakınlarında bulunan "Turkana Çocuğu" fosilidir. Bu fosilin sahibinin 12 yaşında bir çocuk olduğu ve büyüdüğü zaman yaklaşık 1.83 m. boyunda olacağı saptanmıştır. Fosilin dik iskelet yapısı günümüz insanından farksızdır. Amerikalı paleoantropolog Alan Walker, "ortalama bir patoloğun bu fosilin iskeletiyle, bir günümüz insanı iskeletini birbirinden ayırmasının çok güç olduğunu" söyler. Walker kafatası için de, "bir Neandertal kafatasına aşırı derecede benzediğini" söylemektedir.2 Neandertaller biraz sonra inceleyeceğimiz gibi günümüz insanın bir ırkıdırlar. Dolayısıyla Homo erectus da yine günümüz insanın bir ırkıdır.

Nitekim evrimci paleoantropolog Richard Leakey bile Homo erectus'un günümüz insanı ile olan farklılığının, ırksal farklılıktan öte bir anlam taşımadığını şöyle ifade eder:

 

 

 

 

Herhangi bir kişi farklılıkları fark edebilir: Kafatasının biçimi, yüzün açısı, kaş çıkıntısının kabalığı vs. Ancak bu farklılıklar bugün değişik coğrafyalarda yaşamakta olan insan ırklarının birbirleri arasındaki farklılıklardan daha fazla değildir. Böyle bir varyasyon, topluluklar birbirlerinden uzun zaman aralıklarında ayrı tutuldukları zaman ortaya çıkar.3

 

 

 

 

Connecticut Üniversitesi'nden Prof. William Laughlin, Eskimolar ve Aleut Adaları insanları üzerinde uzun yıllar anatomik incelemeler yapmış ve bu insanlar ile Homo erectus'un şaşırtıcı derecede birbirlerine benzediklerini görmüştür. Laughlin'in vardığı sonuç, tüm bu ırkların gerçekte Homo sapiens türüne (günümüz insanına) ait farklı ırklar olduğudur:

 

 

 

 

Hepsi Homo sapiens türüne ait olan Eskimolar ve Avusturalya yerlileri gibi uzak gruplar arasındaki büyük farklılıkları dikkate aldığımızda, Homo erectus'un da kendi içinde farklılıklar taşıyan bu türe (Homo sapiens'e) ait olduğu sonucuna varmak çok mantıklı gözükmektedir.4

 

 

 

 

Kısacası Homo erectus sınıflamasına dahil edilen fosiller de bizim gibi insanlara aittir. Homo erectus, sadece Avusturalya yerlileri, eskimolar veya Pigmeler gibi kendilerine has özellikleri bulunan eski bir ırktır. Evrimciler, fosillere büyük bir önyargı ile yaklaştıkları için bu insanları "ilkel" gibi göstermeye çalışmakta, bu amaçla hayali çizimler yapıp insanları aldatmaktadırlar. Eğer bugün yaşayan Eskimolar veya Pigmeler eski bir devirde yok olmuş olsalar, aynı yorumlar onlar için de yapılacaktır.

Dolayısıyla SHOW dergisinin "İnsanoğlu Yeryüzüne Nasıl Yayıldı" sorusuna vermeye çalıştığı evrimci cevap, bilimsel gerçeklere aykırı ve tutarsızdır. Bilimsel bulgular, insanoğlunun yeryüzünde hiç bir "ilkel atası" vs. olmadan, bugün sahip olduğu akıl ve fizikle ortaya çıktığını göstermektedir.

Bir başka deyişle bilim de tasdik etmektedir ki, insan Allah tarafından yaratılmıştır. Dünyaya nasıl yayıldığı sorusunun temel cevabını ise, Allah Kuran'da şöyle açıklar:

 

 

 

 

"Sizi topraktan yaratmış bulunması, O'nun ayetlerindendir; sonra siz, (yeryüzünün her yanına) yayılmakta olan bir beşer oldunuz." (Rum Suresi, 20)

 

 

 

 

1. Marvin Lubenow, Bones of Contention, Grand Rapids, Baker, 1992, s. 83
2. Boyce Rensberger, The Washington Post, 19 Kasym 1984
3. Richard Leakey, The Making of Mankind, London: Sphere Books, 1981, s. 62.
4. Marvin Lubenow, Bones of Contention, Grand Rapids, Baker, 1992. s. 136



Ara Geçiş Aldatmacası

Ateizm, Materyalizm, Evrim Felsefesi Yalanları

Bitkilerin Evrimi Aldatmacası

Canlılığın Kökeni

Darwinist Propaganda, Darwinist Demagoji

Darwinist Propagandanın Çürük Temelleri

Darwinizm Yanılgıları Üzerine Yazılar

Deccal Nasıl Öldü?

Evrenin Yaratılışı

Evrimin Moleküler Açmazı

Hayvanların Evrimi Aldatmacası

İnsanın Evrimi Yalanı

Yaşama Dair Darwinist Masallar




SON İLAN



Filistin Sorununun Tek Çözümü Türk-İslam Birliği


YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!

Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>


AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ

Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Ana Sayfa | Kitaplar | Filmler | Makaleler | Ses Kasetleri | Bize Ulaşın | Üye Ol

2007 NETcevap.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.