İngilizce


Günlük Gazetelerdeki Evrim Propagandasına

Bilim Dergilerindeki Evrim Propagandasına

Evrimci Televizyon Yayınlarına

İnternet Sitelerindeki Evrim Propagandasına

Genel Darwinist İddialara

Diğer Dergilerdeki Evrim Propagandasına



Hürriyet Gazetesi'ne

Radikal Gazetesi'ne

Vatan Gazetesi'ne

Bilim ve Ütopya'ya

Bilim ve Teknik'e

Cumhuriyet Bilim Teknik'e

Discovery Channel'a

National Geographic Channel'a



Evrim Teorisini Çökerten Kitaplar

Evrim Açmazını Gösteren Belgeseller

Evrimin Geçersizliğini Anlatan Siteler

Yaratılış Gerçeği Hakkında Kitaplar

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Belgeseller

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Sunumlar


CNN Türk Yanılgıları
BBC Yanılgıları
"Tesadüf dışında hiçbir şey bilimsel değildir" mantığı bir mantık aczidir. Mantık açmazıdır. Uzayda yeni yeni değişik medeniyetlerle karşılaşılsa hepsinde Darwinizm ve tesadüf mantığı mı kullanılacak? "Tesadüf her yerde medeniyetler kurmuştur" mu denilecek? Bu perişan mantığın bilimsellik olarak sunulması bu yüzyılın utancı ve yüz karasıdır.


New Scientist, Hürriyet Gazetesi / 2003-03-15
New Scientist ve Hürriyet Bilim dergilerinde İtalya'da volkanik arazide rastlanan ve insanlara ait olduğu belirlenen ayak izleriyle ilgili haberler yayınlandı. 15 Mart 2003 tarihli New Scientist dergisi haberi "Earliest Human Footprints Preserve Prehistoric Trek" (En Eski İnsan Ayak İzleri Tarih Öncesi Yolculuğu Günümüze Taşıyor) başlığıyla duyuruyorken 29 Mart 2003 tarihli Hürriyet Bilim eki, "Atalarımızın En Eski Ayak İzleri" başlığını kullanıyordu. Bu yazıda insanlara ait ayak izleriyle ilgili gerçekler ortaya konacak ve söz konusu dergilerin konuya yaklaşımdaki evrimci ön yargıları gösterilecektir.  

Söz konusu bulguya, İtalya'nın Napoli kentinin kuzeyindeki Roccamonfina yanardağının çevresindeki arazide rastlandığı bildirilmektedir. 385.000 ila 325.000 yıl öncesine ait olduğu bildirilen izlerin üç insana ait olduğu ve volkanik küllerde fosilleşmiş 56 ayak izinden meydana geldiği ifade edilmektedir. Eğimli bir arazide bırakılan izlerin zig zaglar halinde oluşu, araştırmacılara bunların, eğimli araziyi inerken sendeleme riskini azaltmak isteyen bir insan tarafından bırakıldıklarını düşündürmektedir. Üç insandan birine ait olan ayak izlerinin hemen yanında el izlerine de rastlanmış olduğu için bu insanın iniş sırasında ellerinden destek aldığı tahmin edilmektedir.  

Hürriyet Bilim bu bulgular üzerinden bazı evrimci spekülasyonlar ortaya koymakta ve bunların 'hominidlere' (yani "insansılar"a) ait olduğu yönünde iddialarda bulunmaktadır. İnsanın şempanzeyle ortak bir atadan evrimleştiğini ileri süren evrimciler, 'hominid' kavramını, insanın bu hayali ayrılmadan sonra modern insana doğru ilerlediğini iddia ettikleri ara formlar için kullanırlar. Kısacası hominidler hayali evrim sürecinde yaşadığı iddia edilen maymun adamlardır. Hürriyet Bilim ayak izlerinin "iki ayak üzerinde yürüyen hominidlere" ait olduğunu bildirmekte, ayak izlerinin yanında rastlanan el izlerinin de hominidlerin "buralarda dört ayak üzerinde tırmandıklarını gösterdiğini" iddia etmektedir.  

New Scientist dergisi ise ayak izlerinin ait olduğu dönem gözönüne alındığında bunların Homo heidelbergensis türüne ait olabileceğini ileri sürmektedir. Dergi, Homo heidelbergensis'in Afrika'dan Avrupaya göç etmiş, sonra Neandertallere evrimleşmiş olabileceğini iddia etmektedir. 

Her iki dergi de ayak izlerini evrimle bağdaştırdıkları halde, ortaya koydukları iddiaları destekleyen bilimsel bulgular ortaya koyamamaktadırlar. Öncelikle ayak izlerinin sahipleri hakkında elde hiçbir eşya veya fosil bulgusu bulunmamaktadır. Yani ayak izlerinin "maymun adamlar" tarafından bırakıldığı iddiası tamamen hayalgücüne dayalı bir spekülasyondan ibarettir. Ayak ve el izlerinin şeklinden, sözkonusu canlıların evrimsel bir geçiş formu anatomisine sahip olduklarını gösteren en küçük bir ipucu belirtilmemektedir. Bu durumda söz konusu iddiaların kaynağının ayak izleri değil, dergilerin Darwinist ön yargıları olduğu ortaya çıkmaktadır. İnsanın evrimle ortaya çıkmış bir canlı türü olduğu iddiasını körükörüne benimsemiş olan dergiler, bu kabullerini olduğu gibi okurlarına empoze etmektedirler.  

Aslında ayak izlerine dayandırılan bu iddialar, geçmiş dönemlere ait bulguların evrimciler tarafından ne kadar bağnaz yaklaşımlarla yorumlandığını göstermektedir. Bu izlerin gerçek insanlara ait olduğu açıkça ortadadır, çünkü Homo heidelbergensis türünün tüm üyeleri günümüz insanından ancak çok küçük farklılıklarla ayrılırlar. Hatta bazı araştırmacılar, bu ırkın temsilcilerinin günümüzde hala yaşamakta olduklarını söyleyerek Avustralyalı Aborijin yerlilerini örnek gösterirler. Aborijin yerlileri de aynı bu ırk gibi kalın kaş çıkıntılarına, içeri doğru eğik bir çene yapısına ve biraz daha küçük bir beyin hacmine sahiptirler. Kısacası evrimciler gerçek insanları sadece biraz farklı ırksal özelliklere sahip oldukları için ilkel ara türler olarak tanımlamakta, sonra bunların bıraktıkları ayak izlerinin 'hominid ayak izi' olduğunu ileri sürmektedirler. 

New Scientist ve Hürriyet Bilim dergileri haberlerinde İtalya'da rastlanan ayak izlerinden yaşça daha eski ayak izlerinin de bulunduğunu belirtmektedirler. Dergiler İtalya'daki izleri en eski 'insan' ayak izi olarak tanımladıkları halde çok daha eski (3.7 milyon yıllık) Laetoli ayak izlerinin insanın daha uzak ataları olan Australopithecus afarensis (*) tarafından bırakıldığını öne sürmektedirler. Bu iddia tamamen gerçek dışıdır ve evrimcilerin keşfettikleri bulguları yorumlamada Darwinist ön yargılarına ne kadar bağlı olduklarını göstermektedir. 

Ayak İzi Yorumunda Evrimci Bağnazlığına Güzel Bir Örnek: Laetoli Ayak İzleri
 

Bilinen en eski insan ayak izleri, Mary Leakey tarafından 1977 yılında Tanzanya'nın Laetoli bölgesinde bulunan izlerdir. Bu izler, 3.6 milyon yıl yaşında olduğu hesaplanan bir tabakanın üzerinde bulunur ve en önemlisi, günümüz insanının bırakacağı ayak izlerinden tamamen farksızdır.  

Ünlü paleoantropolog Tim White söz konusu izler hakkında şunları ifade etmiştir:

"Hiç kuşkunuz olmasın... Bunlar günümüz insanının ayak izlerinden tamamen farksız. Eğer bu izler bugün bir California plajında olsalardı ve bir çocuğa bunların ne olduğu sorulsaydı, hiç tereddüt etmeden burada bir insanın yürüdüğünü söylerdi. Bunları, kumsalda yer alan diğer yüzlerce insan ayak izinden ayırt edemezdi. Dahası, siz de ayırt edemezdiniz"

Kuzey California Üniversitesi'nden Louis Robins ise şu yorumu yapmıştır:

Ayağın kemeri yüksektir, ufak olan kişinin ayak kemeri benimkisinden bile daha yüksektir, yani parmaklar insan parmaklarıyla aynı şekilde yeri kavramaktadırlar. Bunu başka hayvan formlarında göremezsiniz.

Ayak izlerinin morfolojik yapısı üzerinde yapılan incelemeler, bunun bir insan, hem de günümüz insanı (Homo sapiens) izi olarak kabul edilmesi gerektiğini tekrar tekrar göstermiştir. İzleri inceleyen Russell Tuttle, şöyle yazmıştır:

Bu izler, çıplak ayaklı bir Homo sapiens tarafından bırakılmış olmalıdır... Yapılan tüm morfolojik incelemeler, bu izleri bırakan canlının ayağının, günümüz insanlarınınkinden farklı olmadığını göstermektedir.

Tarafsız incelemeler izlerin kesinlikle bizim gibi normal insanlara ait olduğunu göstermiştir. Ancak izlerin yaşı evrimcilerin bu durumu kabul etmesine ihtimal bırakmamaktadır: Russell Tuttle, 1990 tarihli bir makalesinde şöyle yazmıştır:

Sonuçta, Laetoli G bölgesindeki 3.5 milyon yıllık ayak izleri bugünkü günümüz insanlarının izlerine çok benzemektedir. Bulgu, bu izleri bırakan canlıların bizden daha kötü ya da farklı yürüyen bir canlı olduğunu göstermemektedir. Eğer bu izler bu kadar eski olmasalardı, bunların da bizim gibi bir homo türü tarafından bırakıldıklarını hiç tartışmasız kabul edebilirdik... Ama yaş sorunu nedeniyle, bu izlerin Lucy fosili ile aynı türe, yani Australopithecus afarensis türüne ait bir canlı tarafından bırakıldığı varsayımını kabul etmek durumundayız.

Kısacası, bu ayak izlerinin Australopithecus tarafından yapıldığının düşünülmesinin nedeni fosillerin bulunduğu ve 3.6 milyon yıl yaş biçilen volkanik tabakadır. Bu kadar eski bir tarihte insanların yaşamış olamayacağı düşünülerek, izler Australopithecus'a atfedilmiştir.

Sonuç
 

İtalya'da ve Laetoli'de bulunan ayak izleri hakkında yapılan bu yorumlar, bizlere önemli bir gerçeği göstermektedir. Evrimciler, teorilerini aleyhteki bilimsel bulgulara rağmen savunmaktadırlar. Ele geçirilen her bulgu, bu teoriye uydurulmak için çarpıtılmakta ya da görmezden gelinmektedir. Kısacası, evrim teorisi bilim değildir. Bilime rağmen yaşatılan bir dogmadır. 

(*)Australopithecus genusu evrimci literatürde iki ayak üzerinde yürüyen ve insanın sözde evriminde bir ara tür olarak gösterilen canlıları kapsamaktadır. Oysa bu canlılar soyu tükenmiş maymunlardır ve iki ayak üzerinde yürüdükleri iddiası hepsi evrimci olan araştırmacılar tarafından çürütülmüştür. (Australopithecuslar hakkında daha fazla bilgi için bkz. Hayatın Gerçek Kökeni, Global Yayıncılık, İstanbul, 2000) 



Ara Geçiş Aldatmacası

Ateizm, Materyalizm, Evrim Felsefesi Yalanları

Bitkilerin Evrimi Aldatmacası

Canlılığın Kökeni

Darwinist Propaganda, Darwinist Demagoji

Darwinist Propagandanın Çürük Temelleri

Darwinizm Yanılgıları Üzerine Yazılar

Deccal Nasıl Öldü?

Evrenin Yaratılışı

Evrimin Moleküler Açmazı

Hayvanların Evrimi Aldatmacası

İnsanın Evrimi Yalanı

Yaşama Dair Darwinist Masallar






SON İLAN



Celal Şengör, Mine G. Kırıkkanat ve Tüm Diğer Darwinistler


YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!

Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>


AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ

Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Ana Sayfa | Kitaplar | Filmler | Makaleler | Ses Kasetleri | Bize Ulaşın | Üye Ol

2007 NETcevap.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.