İngilizce


Günlük Gazetelerdeki Evrim Propagandasına

Bilim Dergilerindeki Evrim Propagandasına

Evrimci Televizyon Yayınlarına

İnternet Sitelerindeki Evrim Propagandasına

Genel Darwinist İddialara

Diğer Dergilerdeki Evrim Propagandasına



Hürriyet Gazetesi'ne

Radikal Gazetesi'ne

Vatan Gazetesi'ne

Bilim ve Ütopya'ya

Bilim ve Teknik'e

Cumhuriyet Bilim Teknik'e

Discovery Channel'a

National Geographic Channel'a



Evrim Teorisini Çökerten Kitaplar

Evrim Açmazını Gösteren Belgeseller

Evrimin Geçersizliğini Anlatan Siteler

Yaratılış Gerçeği Hakkında Kitaplar

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Belgeseller

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Sunumlar


CNN T�rk Yan�lg�lar�
BBC Yan�lg�lar�
"Tesadüf dışında hiçbir şey bilimsel değildir" mantığı bir mantık aczidir. Mantık açmazıdır. Uzayda yeni yeni değişik medeniyetlerle karşılaşılsa hepsinde Darwinizm ve tesadüf mantığı mı kullanılacak? "Tesadüf her yerde medeniyetler kurmuştur" mu denilecek? Bu perişan mantığın bilimsellik olarak sunulması bu yüzyılın utancı ve yüz karasıdır.


67 / 2004-07-01
İngilizce

İsmini ilk bulunduğu bölgeden (Almanya"nın Dusseldorf kenti yakınlarındaki Neander vadisi, 1856) alan Neandertal insanı, yani Homo sapiens neanderthalensis, geriye doğru bir alına, belirgin olmayan bir çene ile iri bir burna sahiptir. Günümüzden yaklaşık 30.000 yıl önce belirlenemeyen bir nedenden dolayı ortadan kalktığı düşünülmektedir. Neandertallerin gerçek bir insan ırkı olduğu gerçeği artık birçok evrimci tarafından kabul edilse de bazıları hala bunları soyut düşünceden yoksun ilkel mağara adamları olarak gösterme eğilimindedirler. Oysa Neandertal anatomisi ve kültürü hakkında son yıllarda ele geçirilen çok sayıda bulgu, bu eğilimin hiçbir temeli olmadığını, bu insanların gerçek bir insan ırkı olduklarını ortaya koymuştur.

Öncelikle günümüz insanı ile, Neandertal arasında yapılan anatomik ve sanatsal karşılaştırmada ortaya çıkanlar evrimsel üstünlükler değildir. Neandertallerin güçlü beden yapısına sahip olmaları veya alınlarının dar olması onları ilkel bir tür olarak göstermez. Örneğin Kuzey Batı Avrupalı iri insanların, daha minyon olan Çinliler veya Pigmelere göre daha kaba ve ilkel olduğu söylenemez. Çünkü kemik ve iskelet yapısı, davranış şekli ve zeka seviyesinde belirleyici bir faktör değildir.

Üstelik, eğer anatomik özellikler kriter kabul edilecekse, evrim mantığında Neandertallerin günümüz insanından daha zeki olduğu kabul edilmelidir. Çünkü evrimciler insan zekasını beynin büyüklüğüne dayandırırlar; Neandertallerin beyin hacmi ise günümüz insanının beyin hacminden ortalama %13 daha büyüktür.

Neandertallerin yaşadığı mağaralarda elde edilen bulgular bu canlıların insan gibi davrandıklarına dair önemli ipuçları vermiştir. Örneğin Neandertallerin hasta ve yaralılarını tedavi ettikleri ve ölülerini çiçeklerle birlikte gömdükleri bilinmektedir. Elbette bunlar Neandertallerin sevgi ve şefkat kavramlarına sahip sosyal insanlar olduklarını göstermektedir. Neandertallerin gerçek insanlar olduğuna dair kanıtların ortaya çıkarıldığı araştırmalar ve bunlara dayanarak Neandertaller hakkında uzmanlarca yapılan yorumlar şunlardır:


  • Uzun yıllar Neandertal anatomisini inceleyen Erik Trinkhaus isimli uzman Neandertaller hakkında vardığı sonuçları şöyle açıklamaktadır:
  • "Neandertal kalıntıları ve modern insan kemikleri arasında yapılan ayrıntılı karşılaştırmalar göstermektedir ki, Neandertallerin anatomisinde ya da hareket, alet kullanımı, zeka seviyesi veya konuşma kabiliyeti gibi özelliklerinde modern insanlardan aşağı sayılabilecek hiçbir şey yoktur." (Erik Trinkaus, "Hard Times Among the Neanderthals", Natural History, cilt 87, Aralık 1978, s. 10; R. L.)
  • En ilgi çekici Neandertal bulgularından birisi ayı kemiğinden yapılmış bir flüttür. 1995 Temmuzu"nda Kuzey Yugoslavya"daki bir mağarada bulunan flütü analiz eden müzikolog Bob Fink, bu aletin, 4 nota çıkardığını ve flütte yarım tonlar ve tam tonların da olduğunu tespit etmiştir. Bu keşif, Neandertallerin Batı müziğinin temel formu olan yedi nota ölçüsünü kullandıklarını göstermektedir. Flütü inceleyen Fink, "eski flütün üzerindeki ikinci ve üçüncü delikler arasındaki mesafenin, üçüncü ve dördüncü delikler arasındaki mesafenin iki katı" olduğunu belirtmektedir. Bunun anlamı birinci mesafenin tam notayı, ona komşu olan mesafenin de yarım notayı temsil ettiğidir. "Bu üç nota inkar edilemez bir şekilde diatonik bir ölçekteki gibi ses çıkarır" diyen Fink, Neandertallerin müzik kulağı ve bilgisi olan insanlar olduğunu belirtmektedir. (The AAAS Science News Service, Neandertals Lived Harmoniously, 3 April 1997)
  • Neandertal insanları tarafından kullanıldığı ve 30 bin yıllık olduğu tespit edilen kemikten yapılma dikiş iğnesi son derece düzgündür ve iplik geçirilmesi için açılmış bir deliğe sahiptir. (D. Johanson, B. Edgar, From Lucy to Language, s. 99, 107) Elbette dikiş iğnesine ihtiyaç duyacak bir giyim-kuşam kültürüne sahip olan insanlar (S. L. Kuhn, `Subsistence, Technology, and Adaptive Variation in Middle Paleolithic Italy, American Anthropologist, cilt 94, no 2, 1992, sf. 309-310) "ilkel" sayılamaz.
  • New Mexico Üniversitesi"nde antropoloji ve arkeoloji profesörü olan Steven L. Kuhn ve Mary C. Stiner İtalya"nın güneybatı sahilindeki Neandertal mağaralarında yıllarca araştırma yapmış ve Neandertallerin, günümüz insanı gibi kompleks bir düşünce yapısı gerektiren faaliyetlerde bulundukları sonucuna varmışlardır (Trinkaus, E. and Shipman, P. The Neandertals, Alfred A. Knopf, New York, 399, 1992)

Tüm bunlar Neandertallerin gerçek insanlar olduğunu gösteren bilimsel kanıtlardır. Bazı evrimci yayınlarda ısrarla ilkel Neandertal Adamı yanılgısının sürdürülmesi evrimcilerin fosilleri Darwinist bir bakış açısıyla yorumlama eğilimlerinin bir uzantısıdır. Neandertaller konusunda uzman olan Erik Trinkhaus bu eğilime şu cümlelerle işaret etmektedir:

"Fosiller maalesef kendi adlarına konuşmazlar. Onları hayata getiren bilim adamlarıdır ve bunu yaparken genellikle kendilerinin en iyi ya da en kötü karakteristiklerini fosillere atfederler. Her nesil, Neandertallere kendi korku, kültür ve hatta bazen kişisel geçmişlerini yansıtır. Bizim kendi doğamızı gösteren sessiz bir kaynaktırlar, buna rağmen kendimizin değil de onların doğasını aydınlattığımızı düşünerek gururlanıp avunuruz.

Bu durum özellikle Neandertallerin aldatıcı hikayesinin etkileyici yönlerinden biri ve bunların yorumlanması söz konusu olduğunda belirgindir: Üretilen canlı doku rekonstrüksiyonlarında... (Trinkaus, E. and Shipman, P. The Neandertals, Alfred A. Knopf, New York, 399, 1992) "

Neandertaller konusundaki önyargıları dile getiren bir başka bilim adamı, Pennsylvannia Üniversitesi arkeologlarından Jan Simek"tir. Bir evrimci olan Simek, 1980"li yıllarda Güney Batı Fransa"da Jahn Phipriga ile birlikte bir Neandertal mağarasında kazılar gerçekleştirmiş, mağarada yakılan ateş ve çok sayıda balığın kalıntılarına bakarak geniş tartışmalara yol açan bir tez ortaya koymuştu. Ateşte çok miktarda ot yakıldığını, bunun mağaradaki sinekleri kovma veya balıkları tütsüleme dışında bir amacı olamayacağını belirtmişti. O dönemde birçok evrimci balıkları daha sonra kullanım amacıyla tütsülemenin geleceği planlama yeteneği gerektirdiğini belirterek, Neandertallerin böyle bir iş başarmış olmalarının mümkün olamayacağını ileri sürerek teze karşı çıkmışlardı. Simek 26 Mart 2003"te National Geographic TV"de yayınlanan "Neandertal Bilmecesi" isimli belgeselde tezinin karşısındaki Darwinist önyargıları şöyle belirtmektedir:

"Bazı antropologlar sadece farklılıkları alıyor. Kültürel ve biyolojik farklılıklar aranıp bulunuyor ve onların (Neandertallerin) günümüz insanından farklı bir tür, hatta farklı bir ırk oldukları söyleniyor. Bence bugünün [Neandertalin hayali evrim sürecinde elenmiş bir tür olduğu veya Homo sapiens"le karışarak günümüze genlerini taşıdığı tartışmalarının] suçlusu biziz. Arkeoloji ve antropolojinin içinde bu kadar bulunan insanlar olarak, verilere bu kadar önyargılı yaklaştığımız için suçluyuz."

Sonuç:

Soyut düşünceye sahip olduklarına dair somut bilimsel bulgular ortaya konan Neandertallerin hala ilkel insanlar gibi gösterilmesi çabası Darwinist önyargılardan kaynaklanmaktadır. Evrimciler doğada sürekli bir çatışma olduğu ve yaşamın bir hayatta kalma mücadelesi olduğu yönünde bir aldanış içindedirler. Bu aldanış onları Neandertaller hakkındaki asılsız senaryoları savunmaya ve onları Homo sapiens sapiens"le olan mücadelesinde elenen ilkel bir canlı olarak görmeye ve göstermeye yöneltmektedir.



İnsanın Evrimi Yalanı

Darwinist Propaganda, Darwinist Demagoji

Ara Geçiş Aldatmacası

Canlılığın Kökeni

Evrimin Moleküler Açmazı

Ateizm, Materyalizm, Evrim Felsefesi Yalanları

Hayvanların Evrimi Aldatmacası

Bitkilerin Evrimi Aldatmacası

Yaşama Dair Darwinist Masallar

Darwinizm Yanılgıları Üzerine Yazılar

Darwinist Propagandanın Çürük Temelleri

Deccal Nasıl Öldü?




YENİ KİTAP






YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!

Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>


AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ

Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Ana Sayfa | Kitaplar | Filmler | Makaleler | Ses Kasetleri | Bize Ulaşın | Üye Ol

2007 NETcevap.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.