

|

| National Geographic Channel ''Vahşi Yaşam'' |
|
Programda termitlerle beslenen ayıların, dudak ve dişlerinin, yemek yeme alışkanlıklarına göre geliştiği iddia edilmektedir. Gerçekte sözkonusu ayıların dudak ve diş yapıları evrim teorisine bir kanıt oluşturmamaktadır. National Geographic TV'nin bu ifadeleri kendi evrimci önyargılarından kaynaklanmaktadır. Bu önyargı, canlıların organlarının yaptığı işleri tanımlayıp bunları doğrudan bu işi yapmak üzere evrimleşmiş sayma şeklinde özetlenebilir. |
| Cumhuriyet Bilim Teknik, Öjeni Mesajı Taşıyan İzahlardan Kaçınmalı |
|
Cumhuriyet Bilim Teknik(CBT) dergisinin 22 Kasım 2003 tarihli sayısında "İnsan Ömrü Uzuyor Ama Ne Kadar?" başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıda yaşlanmanın sözde evrimiyle ilgili spekülasyonlar yapılıyor ve yaşlanma süreci doğal seleksiyonla açıklanmaya çalışılıyordu. |
| Animal Planet ''Killing For A Living: Ocean Peril- Öldürmek İçin Yaşamak: Okyanus Tehlikesi'' |
|
Okyanuslarda yaşayan canlıların anlatıldığı bu belgeselde, hiçbir bilimsel kanıt gösterilmeksizin çeşitli canlı türleri arasında evrimsel ilişkiler kuruldu ve sözkonusu canlıların bazı anatomik özelliklerine dayanılarak evrim masalları anlatıldı. Bunları aşağıda listeledik ve kısaca cevapladık: |
| National Geographic Channel ''Saber Toothed Tiger - Tükeniş'' |
|
Soyu tükenmiş pala dişli kaplanların konu edildiği belgeselde, bu canlının anatomisiyle ilgili evrim masalı anlatıldı. National Geographic TV, kaplanın kafatasının biçimini ve iri cüssesini, söz konusu canlının yalnız dolaşan hayvanlara pusu kuracak şekilde evrimleştiğine gösterge olarak sunuyordu. |
| TRT 2 ''Doğanın İçinden'' |
|
Bu programda kapibara'ların (Capybara) yüz anatomisinin su ortamına adaptasyonla ortaya çıktığı iddia edildi. Öncelikle bu iddiayı doğrulayabilecek herhangi bilimsel bir kanıt olmadığını belirtmekte fayda vardır. |
| National Geographic Channel ''The Ebola Riddle-Veba'' |
|
Bu programda virüslerin, farelerle birlikte evrim geçirdikleri iddia edildi ve memeli uzmanı Dr. Terry Yates'in konuyla ilgili şu sözlerine yer verildi:
"Virüsü barındıran hayvan zaman içinde değiştikçe virüsün de yeni ortama uyum sağlayabilmek için değişmesi gerekmektedir. Taşıyıcı hayvan evrim sürecinde iki türe ayrılıyorsa virüs de aynı süreçten geçecektir." |
| Piltdown Sahtekarlığı Sergisi Açılıyor |
|
Üzerinden elli yıl geçtikten sonra Piltdown sahtekarlığından kimlerin sorumlu olduğu hala tam olarak anlaşılabilmiş değil. İngiltere’deki Doğa Tarihi Müzesi bir yandan sahtekarlıkla ilgili düzenlediği ve 25 Kasım 2003’te ziyarete açacağı serginin hazırlıklarını yürütüyor bir yandan da Dr. Andy Currant ve Profesör Chris Stringer gibi isimlerin ağzından bu skandalın arka planı hakkında açıklamalar yapıyor. Currant ve Stringer BBC.com’da yayınlanan bir yazıda, neredeyse bütün izlerin Charles Dawson’a çıktığını ve sahtekarlıktan onun sorumlu olduğuna %99 emin olduklarını ifade ediyor. |
| CBT’de İnanca Dayalı Bir Yargı: Duyguların Evrimi |
|
Cumhuriyet Bilim Teknik(CBT) dergisinin 22 Kasım 2003 tarihli sayısının soru-cevap kısmında, "İnsanlar ve Ağlamak" başlıklı kısa bir yazı yayınlandı. "Ağlayan tek primat insan mıdır?" sorusuna verilen yanıtta, duyguların sözde uzun bir evrimsel süreçten sonra oluşmuş derin bir beyin fonksiyonu olduğu iddia ediliyordu. Ancak bu iddia sadece sözkonusu soruyu cevaplayan kişinin önyargılarına dayanmaktadır. Gerçekte duyguların evrimle ortaya çıktığını gösteren hiçbir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. |
| TRT 2 ''Baraküdalar'' |
|
Baraküdaların anlatıldığı belgeselde, etkili bir avcı balık olan bu türle ilgili olarak şu evrimci ifadelere yer verildi:
"Aslında bu davranış biçimi [avlanma şekli] onun bir katil balık olduğu anlamına gelmez. Sadece evrimini bu tür avlanma ve besin bulma şeklinde gerçekleştirdiğine işaret eder." |
| Uzaydan Gelen Yaşam Propagandasında Son Furya |
|
Darwinistler tüm çabalarına karşın yaşamın tesadüflerle başladığı iddialarını tutarlı bir teori haline getirememişlerdir. Yaşamın kompleks tasarımı ve hassas kimyasal temelleri bu amaçla oluşturulmaya çalışılan senaryolara aşılması imkansız engeller oluşturmuştur. Darwinistler, yaşamın rastlantısal oluşumu iddialarını değil bilimsel bulgularla desteklemek, bu iddialarını dayandırabilecekleri bir senaryoyu hayal dahi edememektedirler. Bilimsel bulgular, yaşamın kökeninin yaratılış olduğunu gösterdiği halde bunu kabullenmemekte ve direnmektedirler. |
|
|
1
2
3
4
5
6 7
8
9
10
11
12
13
14
|
|





YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!
Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>
 |

AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ
Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117) |
|