

|

| TRT 2 ''Doğal Benzerlikler'' |
|
TRT2 tarafından yayınlanan programda, canlı grupları arasındaki benzerliklerden yola çıkılarak hayali evrimsel akrabalık ilişkileri kuruldu. Evrimci bir bakış açısından yorumlanan söz konusu benzerlikler, insanlarla primatlar arasındaki benzerliklerin yanısıra, çeşitli canlı gruplarında görülen beş parmaklılığı da kapsıyordu. |
| Evrim Sahtekarlıklarında Bir Yenisi Daha |
|
Evrimci bir antropoloji profesörünün bazı önemli fosillerin yaşı hakkında otuz yıldan beri sahte bilgiler verdiği ortaya çıktı. Bu gelişme karşısında görevinden istifa etmek zorunda kalan profesörün yalanlarının, şu anda antropoloji ders kitaplarında bir "gerçek" olarak anlatıldığı ve bunların düzeltilmesi için köklü değişikliklere gidilmesi gerektiği yetkililer tarafından ifade edildi. |
| Hürriyet Bilim’de, Doğanın ‘Yapısal Mühendis’ Olduğu Yanılgısı |
|
Hürriyet Bilim’in 153. sayısında "Doğa en büyük yapısalcı mühendis" başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazının ana konusunu Duke Üniversitesi mekanik mühendisi Adrian Bejan’ın Yapısal Mühendislik teorisi oluşturuyordu. (Bu teori kısaca, doğada ortaya çıkan şekilleri açıklamaya yönelik bir teoridir. Ve şekilleri, yerel sınırlamalar altında sistemin bütününün optimize edilmesi açısından ele alır) |
| Gündüz Vassaf'ın Medeniyet Yanılgısı |
|
Radikal gazetesi köşe yazarı Gündüz Vassaf, gazetesinin 31 Ekim 2004 tarihli sayısında yayınladığı ve "Medeniyetler Tesadüfü" başlığını taşıyan yazısında şunları yazıyordu: |
| Göktaşı Haberi, Hürriyet Bilim'in Materyalizme Desteğine Işık Tutuyor |
|
Hürriyet Bilim dergisinin 30 Ekim 2004 tarihli sayısında, "Demir göktaşları yaşamın büyük gizemine ışık tutuyor" başlıklı bir haber yayınlandı. Yazıda, yaşamın tesadüfen ortaya çıktığı masalı doğrultusunda yapılan son bir zorlama yorum haber veriliyordu. |
| Hürriyet Bilim'in Yaşamın Kökeni Hakkındaki Yanılgısı |
|
Hürriyet Bilim dergisinin 25 Eylül 2004 tarihli sayısında Hayat, Meteorit Kraterlerinde mi Tetiklendi?" başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde, Kanada sınırları içindeki Houghton kraterinde yapılan bir jeolojik inceleme çalışması haber veriliyor, yaşamın göktaşı çarpması sonucu başlamış olabileceği öne sürülüyordu. Ancak bu, hiçbir biliimsel dayanağı olmayan, akıldışı bir iddiadır. |
| Yaşam Göktaşı Çarpması Sonucu Ortaya Çıktı Masalı |
|
Birgün gazetesinin 13 Eylül 2004 tarihli sayısında "Dinozorları Öldüren Asteroidler Yaşamı Doğurdu" başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde, yaşamın kökenine dair yeni bir materyalist masala yer veriliyordu. Bu masala göre hayatın, dünyaya çarpan büyük bir göktaşının etkisiyle evrimleştiği iddia ediliyordu. Masalın dayandırıldığı bulgu, Kanada’nın kutup bölgesindekiHoughton kraterinde, muhtemelen büyük bir göktaşının etkisiyle kayaların saydamlaşmış olduğu idi. |
| Hürriyetim.com.tr'de Kültürel Evrim Aldatmacası |
|
Hürriyet gazetesinin internet sitesinde, 27 Temmuz 2004 tarihli ve "Kültürel Evrim Hayvanlarda Mümkün mü?" başlıklı bir haber yayınlandı. Yazıda, Science dergisinde yayınlanan ve hayvanların birbirlerini taklit yoluyla öğrenmelerini konu alan bir çalışma1 haber veriliyordu. Sözkonusu çalışma evrim teorisine hiçbir bilimsel destek oluşturmuyordu. Ancak Hürriyet haberinde çalışmanın evrim teorisine destek oluşturduğu gibi gerçek dışı bir izlenim oluşturuluyordu. Aşağıda, söz konusu çalışmanın evrim teorisine neden bir destek olamayacağı kısaca anlatılmaktadır. |
| Yaşamın Uzaydan Geldiğine Kanıt Bulunduğu Aldatmacası |
|
Hürriyet Bilim dergisinin 10 Temmuz 2004 tarihli sayısında "Yaşamın Uzaydan Geldiğine Bir Kanıt" başlıklı yazı yayınlandı. Yazıda Alman araştırmacı Uwe Meierhenrich'in bir meteorit üzerinde yaptığı aminoasit keşfi haber veriliyor, bu bulgu yaşamın uzaydan geldiğine kanıt olarak yorumlanıyordu. Hürriyet Bilim'de bu konuda şu ifadelere yer veriliyordu: |
| TRT 1 ''Buz Dünyaları'' |
|
Belgeselde kutup ayılarının otobur bir diyetten etobur bir diyete evrimleştikleri öne sürüldü. Ancak bu iddia, bitkilerle beslenen Kuzey Amerika ayıları ile bitkiden yoksun bir ortamda etobur beslenen kutup ayısına bakılarak kurgulanmış bir hikayeden ibarettir. Bu hikaye, evrimi en baştan var kabul etmiş ön yargılı bir bakış açısına dayalı, subjektif bir hikayedir. Gerçekte bir canlının otobur bir diyetten etobur bir diyete geçecebileceği bir sindirim sistemine kendiliğinden sahip olması mümkün değildir. Nitekim böyle bir sindirim sistemi evrimi gerçekleştiğini gösterebilecek bilimsel bir kanıt da bulunmamaktadır. |
|
|
1
2
3 4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
|
|





YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!
Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>
 |

AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ
Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117) |
|