İngilizce


Günlük Gazetelerdeki Evrim Propagandasına

Bilim Dergilerindeki Evrim Propagandasına

Evrimci Televizyon Yayınlarına

İnternet Sitelerindeki Evrim Propagandasına

Genel Darwinist İddialara

Diğer Dergilerdeki Evrim Propagandasına



Hürriyet Gazetesi'ne

Radikal Gazetesi'ne

Vatan Gazetesi'ne

Bilim ve Ütopya'ya

Bilim ve Teknik'e

Cumhuriyet Bilim Teknik'e

Discovery Channel'a

National Geographic Channel'a



Evrim Teorisini Çökerten Kitaplar

Evrim Açmazını Gösteren Belgeseller

Evrimin Geçersizliğini Anlatan Siteler

Yaratılış Gerçeği Hakkında Kitaplar

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Belgeseller

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Sunumlar


CNN Türk Yanılgıları
BBC Yanılgıları
"Tesadüf dışında hiçbir şey bilimsel değildir" mantığı bir mantık aczidir. Mantık açmazıdır. Uzayda yeni yeni değişik medeniyetlerle karşılaşılsa hepsinde Darwinizm ve tesadüf mantığı mı kullanılacak? "Tesadüf her yerde medeniyetler kurmuştur" mu denilecek? Bu perişan mantığın bilimsellik olarak sunulması bu yüzyılın utancı ve yüz karasıdır.


Milliyet Gazetesi / 2000-01-09

 

9 Ocak 2000 tarihli Milliyet gazetesinde yer alan "İnsan, Diliyle Hayatta Kaldı" başlıklı haberde insanın maymunlarla ortak bir atadan geldiği yönündeki Darwinist iddia tekrarlandı. Ancak haberde önemli bazı bilgi hataları yer alıyordu.

Bu bilgi hatalarının başında, soyu tükenmiş bir insan ırkı olan Neandertal insanlarının "ilkel" ve konuşamayan bir tür olarak gösterilmesi geliyordu. Oysa, evrimci paleontologlar tarafından uzun yıllar boyunca savunulmuş olan bu görüş, son yıllardaki bilimsel bulgular karşısında çökmüş durumdadır.

Milliyet'in haberinde yer alan diğer bilgi hatası ise, evrimciler tarafından "Homo sapiens" sınıflamasına dahil edilmeyen diğer "Homo" (İnsan) gruplarının "insan" olarak sayılmamasıydı. Yani evrimciler tarafından Homo erectus ve Homo neanderthalensis sınıflamasına dahil edilen insanlar, Milliyet tarafından "insan" olarak sayılmıyor, "ilkel" bir canlı türü olarak yorumlanıyordu.

Farklı İnsan "Türleri" Değil, Farklı İnsan Irkları Vardır

Öncelikle bir noktayı belirtmek gerekir: Evrimciler insanoğlunun yeryüzündeki geçmişini, "Homo erectus", "Homo neanderthalensis" ve "Homo sapiens" gibi farklı kategorilere ayırmayı tercih ederler. Dahası, bu kategorilerin bazılarını diğerlerine göre "ilkel" olarak tanımlarlar. Bundaki amaç, insanın ilkelden gelişmişe doğru ilerleyen bir evrim tarihi yaşadığı yönünde bir izlenim oluşturabilmektedir.

Oysa bilimsel bulgular, evrimcilerin "ilkel" saydıkları kategorilerin, zeka kapasitesi ve anatomi yönünden bizlerden geri olmadıklarını göstermektedir. Bu insanlarla bugün dünya üzerindeki ırklar arasındaki fark, gerçekte "ırk farklılığı"ndan daha büyük değildir. Örneğin eski eski ve ilkel kategori olarak gösterilen Homo erectus, günümüzde halen yaşayan Avustralya yerlilerine (Aborijinlere) büyük benzerlik göstermektedir. Neandertaller ise Eskimolara benzer bir anatomiye sahiptirler. Yani bu kategoriler "insan" sıfatını kazanamamış ilkel "tür"ler değil, farklı anatomik özelliklere sahip ve bir kısmının soyu tükenmiş olan insan ırklarıdır.

Evrimci paleoantropolog Richard Leakey bile Homo erectus'un günümüz insanı ile olan farklılığının ırksal farklılıktan öte bir anlam taşımadığını şöyle ifade eder:

 

Herhangi bir kişi farklılıkları farkedebilir: Kafatasının biçimi, yüzün açısı, kaş çıkıntısının kabalığı vs. Ancak bu farklılıklar bugün değişik coğrafyalarda yaşamakta olan insan ırklarının birbirleri arasındaki farklılıklardan daha fazla değildir. Böyle bir varyasyon, topluluklar birbirlerinden uzun zaman aralıklarında ayrı tutuldukları zaman ortaya çıkar. (1)

 

Connecticut Üniversitesi'nden Prof. William Laughlin, Eskimolar ve Aleut Adaları insanları üzerinde uzun yıllar anatomik incelemeler yapmış ve bu insanlar ile Homo erectus'un şaşırtıcı derecede birbirlerine benzediklerini görmüştür. Laughlin'in vardığı sonuç, tüm bu ırkların gerçekte Homo sapiens türüne (günümüz insanına) ait farklı ırklar olduğudur:

 

Hepsi Homo sapiens türüne ait olan Eskimolar ve Avusturalya yerlileri gibi uzak gruplar arasındaki büyük farklılıkları dikkate aldığımızda, Homo erectus'un da kendi içinde farklılıklar taşıyan bu türe (Homo sapiens'e) ait olduğu sonucuna varmak çok mantıklı gözükmektedir. (2)

 

Eğer Eskimolar veya Avusturalya yerlileri bundan 1.5 milyon yıl öncesine kadar yaşamış, sonra da soyu tükenmiş birer insan ırkı olsaydı, bugün onları da evrimci yayınlarda "yarı maymun ilkel insanlar" olarak görecektik. Onların da Milliyet gazetesinde yayınlanan hayali çizimlerde olduğu gibi "maymunsu" portreleri çizilecekti. Homo erectus ve Homo neanderthalensis insanlarına yapılan uygulama işte tam olarak budur.

Neandertallar: Zeki ve Medeni Bir İnsan Irkı

Bu genel hatırlatmanın ardından, Milliyet'in haberinde özellikle vurgulanmış olan Neandertal insanlarına biraz daha yakından bakmakta yarar var. Neandertaller, bir yüzyılı aşkın bir süredir evrimci fantezilere konu olmuşlardır. Oysa son 10-20 yılın bilimsel bulguları, Neandertallerin bize göre hiç bir "ilkel" yanları olmayan bir insan ırkı olduğunu ortaya koymaktadır. Hatta bu nedenle bir zamanlar Homo neanderthalensis sınıflamasına dahil edilerek Homo sapiens'ten tümüyle ayrı tutulan Neandertaller, artık evrimciler tarafından bile Homo sapiens neanderthalensis olarak anılmakta ve böylece günümüz insanın bir alt sınıfı olarak kabul edilmektedir.

Milliyet gazetesinde Neandertallerin konuşma yetenekleri olmadığı da iddia edilmiştir. Oysa bu da uzun yıllar evrimciler tarafından savunulmasına rağmen artık bir çok otorite tarafından terk edilmiş bir iddiadır. Bu konuda önde gelen bir otorite sayılan New Mexico Üniversitesi'nden paleoantropolog Erik Trinkaus şöyle yazar:

 

Neandertal kalıntıları ve günümüz insanı kemikleri arasında yapılan ayrıntılı karşılaştırmalar göstermektedir ki, Neandertaller'in anatomisinde, ya da hareket, alet kullanımı, zeka seviyesi veya konuşma kabiliyeti gibi özelliklerinde günümüz insanlarından aşağı sayılabilecek hiçbir şey yoktur. (3)

 

Öte yandan fosil bulguları, Neandertallerin ileri bir kültüre de sahip olduklarını göstermektedir. Bunun en ilginç örneklerinden biri, Neandertal insanları tarafından yapılmış olan fosilleşmiş bir flüttür. Bir ayının uyluk kemiğinden yapılmış olan söz konusu flüt, arkeolog Ivan Turk tarafından 1995 Temmuz'unda Kuzey Yugoslavya'daki bir mağarada bulunmuştur. Daha sonra da bir müzikolog olan Bob Fink, flütü analiz etmiştir. Fink, karbon testine göre yaşının 43.000 ile 67.000 yıl arasında olduğu düşünülen bu aletin, 4 nota çıkardığını, ve flütte yarım tonlar ve tam tonların da olduğunu tespit etmiştir. Bu keşif, Neandertallerin Batı müziğinin temel formu olan yedi nota ölçüsünü kullandıklarını göstermektedir. Flütü inceleyen Fink, "eski flütün üzerindeki ikinci ve üçüncü delikler arasındaki mesafenin, üçüncü ve dördüncü delikler arasındaki mesafenin iki katı" olduğunu belirtmektedir. Bunun anlamı birinci mesafenin tam notayı, ona komşu olan mesafenin de yarım notayı temsil ettiğidir. "Bu üç nota inkar edilemez bir şekilde diatonik bir ölçekteki gibi ses çıkarır" diyen Fink, Neandertallerin müzik kulağı ve bilgisi olan insanlar olduğunu belirtmektedir. (4)

Diğer bazı fosil bulguları, Neandertallerin ölülerini gömdüklerini, hastalarına baktıklarını, kolye ve benzeri takı eşyaları kullandıklarını göstermektedir. (5)

Öte yandan fosil kazıları sırasında Neandertal insanları tarafından kullanıldığı tespit edilen 30 bin yıllık bir dikiş iğnesi de bulunmuştur. Kemikten yapılmış olan bu iğne son derece düzgündür ve iplik geçirilmesi için açılmış bir deliğe sahiptir. (6) Elbette dikiş iğnesine ihtiyaç duyacak bir giyim-kuşam kültürüne sahip olan insanlar "'ilkel" sayılamaz.

Neandertallerin alet yapma yetenekleri hakkında yapılan en iyi araştırma New Mexico Üniversitesi'nde antropoloji ve arkeoloji profesörü olan Steven L. Kuhn ve Mary C. Stiner'a aittir. İki bilim adamı da evrim teorisini savunmalarına rağmen, yaptıkları arkeolojik araştırmalar ve analizler sonucu, İtalya'nın güneybatı sahilindeki mağaralarda binlerce yıl yaşamış olan Neandertallerin, günümüz insanı gibi kompleks bir düşünce yapısı gerektiren faaliyetlerde bulunduklarını ortaya koymuşlardır. (7)

Kısacası Neandertaller, Milliyet gazetesindeki haberde yazıldığı gibi "ilkel bir insan türü" değil, soyu tükenmiş bir insan ırkıdır.

Milliyet gazetesindeki haber, sanırız bu konuda yeterli araştırma yapılmadan hazırlanmıştır. Sağduyulu ve objektif yayın politikası ile tanınan Milliyet'in, bundan böyle, canlılığın ve insanın kökeni hakkında bilimsel bulgulara uygun bilgiler vermesini diliyoruz.

 

1- Richard Leakey, The Making of Mankind, London: Sphere Books, 1981, s. 62.
2- Marvin Lubenow, Bones of Contention, Grand Rapids, Baker, 1992. s. 136
3- Erik Trinkaus, "Hard Times Among the Neanderthals", Natural History, cilt 87, Aralık 1978, s. 10; R. L. Holloway,   "The Neanderthal Brain: What Was Primitive", American Journal of Physical Anthropology Supplement, Cilt 12, 1991,   s. 94.
4- The AAAS Science News Service, Neandertals Lived Harmoniously, 3 April 1997
5- Ralph Solecki, Shanidar: The First Flower People, Knopf: New York, 1971,sf.196; Paul G. Bahn and Jean Vertut,  Images in the Ice, Leichester: Windward, 1988, sf.72
6- D. Johanson, B. Edgar, From Lucy to Language, s. 99, 107
7- S. L. Kuhn, `Subsistence, Technology, and Adaptive Variation in Middle Paleolithic Italy, American Anthropologist, cilt 94, no 2, 1992, sf. 309-310



Ara Geçiş Aldatmacası

Ateizm, Materyalizm, Evrim Felsefesi Yalanları

Bitkilerin Evrimi Aldatmacası

Canlılığın Kökeni

Darwinist Propaganda, Darwinist Demagoji

Darwinist Propagandanın Çürük Temelleri

Darwinizm Yanılgıları Üzerine Yazılar

Deccal Nasıl Öldü?

Evrenin Yaratılışı

Evrimin Moleküler Açmazı

Hayvanların Evrimi Aldatmacası

İnsanın Evrimi Yalanı

Yaşama Dair Darwinist Masallar




SON İLAN



Bilim Teknik Dergisi Bugünün Sorunlarını (Belalarını) Anlamak İçin 150 Yıllık Kılavuz Evrim Teorisidir Demiş. Darwinizmden Kaynaklanan Belalar: Komünizm, Faşizm, Satanizm, PKK ve Terör. Bütün Bu Sapık İdeolojilerin Kökeni Darwinizme Dayanmaktadır


YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!

Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>


AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ

Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Ana Sayfa | Kitaplar | Filmler | Makaleler | Ses Kasetleri | Bize Ulaşın | Üye Ol

2007 NETcevap.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.